En başları ‘’Profili düşük olanı’’ tercih eder
İkinci sıradaki ‘’Okumamış insanı severmiş’’
Seviciler önde, sevilen üç adım geriden gider
En iyi üniversitemiz dünyada 190.sıraya girmiş
Kütük gibiyiz maşallah
Yaşıyoruz ocaklarda
Sesimiz bile çıkmaz
Islanmış gibi yağmurda
Kül ve duman gibi
Ayrıldık parçalara…
''Bilinçdışı bilincin efendisidir'' demiş bir filozof. Bilinçdışı bilincin efendisi olduğu gibi bilinçsiz insanlar da bilinçli insanların efendisi oluyor. Ne zaman bilincimiz bilinçdışını kontrolü altına aldı, yani bilinçdışının efendisi oldu, bilinçliler de o zaman bilinçsizlerin efendisi olabilir… O zaman bilinçlenme ve öğrenme en önemli hedefimiz olmalıdır. Ya da köle olarak hayatımıza devam etmek zorunda kalacağız demek...
Dilde bocalıyor, bilinçle bilinçaltı arasında
Dilde, adaleti sağlamak için,
Boyun eğiyor ‘’Bir yalana bir doğruya’’
Doğuya, batıya, güneye, kuzeye,
Ne çok hedef değiştirdi reyis bu ara
Fiziken dik durup, manen baş eğe eğe
13 Uğur'suz rakam.
Bu devletin rozeti
Uğurladık Uğur'u.
Devlet Uğur'lu şimdi.
Kaç yıl sonra diker ki.
Günah çıkarmak için,
Kalbim trampet çalıyor
Ayaklarım kalbe uyuyor
Rap! Rap! Rap!
Nefret ve önyargı besleniyor.
Para gibi olmak istiyorum ama
Para gibi kirletmek istemiyorum
para nasıl metalar arasındaki farklılıkları kaybediyorsa
bende farklılıkları kaybetmek istiyorum insanlar arasında
eşitlik istiyorum
farklılıkları silmek istiyorum…
Ben sabahları 06-07 arasında duraktan otobüse bindiğimde 13 dakikada aldığım yolu, diğer mesai saatlerinde 45 dakikada alıyorum. Hatta bu bazı durumlarda daha da artıyor. Nedenini hepimiz biliyoruz. Yolun sağına ve soluna park eden araçlardan ulaşım hızı durma noktasına geliyor… Bu durumda, her birimizin günde en az bir saati çalınmış oluyor.
Zamanımız kim tarafından ve ne için çalınıyor?
Ulaşıma ayrılan yollar, otomobil sahibi olanlar tarafından işgal ediliyor. Belediyeler her binanın otopark için ayrılması gereken alanları belli oranlarda harç alarak, daire veya dükkan olarak inşaat üreticilerine bağışlıyor… Yani inşaat üreticileri ve belediyeler bizim yol ve ulaşım hakkımızı elimizden alıyor. Alıyor çünkü bizim sesimiz çıkmıyor. Müteahhitler ise daha fazla kazanmak için belediyelerin kapılarını aşındırıyor. Bu sistemde kimde para çok ise onun sesi işitiliyor.
Bizler yani her gün işe gelip giden yolcular ne yapıyor?
Günün yorgunluğu, sabahın mahmurluğu ve bir de buna ‘’amannnn sen de! ben mi onaracağım bu bozuk çarkı’’ mantığı ile kabuğumuza çekilmemiz…
12 Eylül darbesine hazırlıklı idik. Tedbir için bilinen evlerimizi değiştirdim. Anlaşılmasın diye de aynı sokakta başka bir adres verdim. 12 Eylül sabahı işe gitmek için sokağa çıktığımda caddeye döndüğümde her taraf askerdi. Birine yaklaştım, ne oldu diye sordum. ‘’Evine dön’ dedi. İşe gidiyorum diye yoluma devam etmek isteyince bir dipçik darbesiyle sarsıldım. Geriye dönüp eve gittim. Korkum, verdiğim adreste beni bulamazlarsa bütün bu sokağı ararlar ve ele geçerim diye…
Verdiğim adresteki evi gözlemeye çalışıyorum ama göremiyordum. Sokağa çıkp karşıya geçmem gerekiyordu… Her şeye rağmen ortalık sakinleşince, yani aradan bir ay kadar geçince, tekrar ev değiştirdim.
Yeni tuttuğum ev bağcılarda yeni bir inşaattı. Geceleri gözüme uyku girmiyordu. Hem arama korkusu, hem her gece silah sesleri vardı. Bir gece silah sesleri çok artı… Perde arasından gözlüyordum. Patır patır ayak sesleri bizim evin etrafına doluştu. 4 veya 5 kişi… Ama silah sesleri uzaktan havaya doğrultulmuştu… Kimse gelip onları takip etmedi… Ertesi gün gazetelerde İbrahim Çiftçi ve diğer arkadaşlarının kaçtığını, kaçırıldığını öğrendim.
Bir gün eski komşum, Cam fabrikasında çalışıyordu ve o zaman Hür-Cam iş Sendikası üyesiydi, tesadüfen sokakta karşılaştım. Eski mahallemde neler olduğunu sordum. Öğrendiğime göre adres verdiği evde oturan da ülkü ocaklarında etkili bir üyeymiş… Alta Nalbur dükkanı vardı, üstede daireleri varmış… Evi çok sıkı aramışlar. 4-5 cemse araç gelmiş… Asker en ufak bir bilgi vermiyor. Sadece isim soruyor. O da tanımadığı için bir şey söyleyemiyor. Kendisinin arandığını zannedip susuyor. Arka arkaya birkaç gün eve baskın yapıp aramışlar…
12 Eylül ile ilgili anlatılacak anı çok… Aklıma geldikçe yazmaya çalışacağı. O sıralarda günlük de tutmuştum ama onu da bir tanıdık ısınmak için yakmış… Hem de komünist olduğunu sanan biri… Bu akşam bu kadarcık yazayım…
Kapitalizm için en büyük tehlike eşitlik ve adalet isteyenlerin birleşmesi ve örgütlenmesi… Emekçilerin insanca yaşayabilmek için alacakları her hak kapitalistlerin kar oranını düşürecektir… Onun için İşçi ve emekçilerin birliği onların korkulu rüyalarıdır. Faşistler ise bu örgütlenmeye karşı onların milis güçleridir.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.