Gönlümün mehparesi
Aşkımın çilehanesi
Vatanım!
Helaldir sana kanım
Fedadır sana canım
Vatanım!
Düzünde lale biter,koyaklarında nergis
Vatanım,senin soğuk billur sularından içtim
Torosların yücesinde daima bulut ve sis
Annemin ekin biçtiği tarlalardan geçtim.
Çaprazdan ateşe tutsanız da sağdan soldan,
Saldırsanız bile aynı anda yedi koldan,
Sürünür de yürürüm düşsem ayaktan elden,
Başımı kesseniz dönmem hak bildiğim yoldan.
Fark etmez,ister kışın ister yazın
Ölürsem mezarımı derin kazın
Bir gül dikin mezarımın başına
Mezar taşıma hiç gülmedi yazın.
O gül benim gülmediğimi bilsin
Denizin kıyısına kazın mezarımı;
Çünkü ben denizin emzirdiği çocuğum.
Ilık deniz rüzgârı almalıyım,
Yoksa huzur içinde uyuyamam.
Girince kabre ne güneşim kalır
Düşme kimliği belirsiz insanın ardına
Seni nasıl bir yola sokacağı bilinmez.
Hasret bırakır seni bayrağına, yurduna,
Kalbindeki kara,kırk yıl yıkasan silinmez.
Doğunca ufuktan güneş,
Gölgem olur bana eş.
Güneşsiz havalara olsa da
Ruhum ve vücudum tekil;
Tasalanmak yok;çünkü
Lapa lapa yağar yağar kar,
Uçar uçar kelebek gibi uçar,
Bir oyana bir bu yana savurur rüzgâr.
Rüzgârın önünde beyaz bir bulut gibi
Kar…
Ağaçlar pamuktan birer kule,
Dün aynı hedefe koşanlar omuz omuza
“Tahir” diyorlar dün pis dedikleri domuza.
Dişleri dökülmüş de hâlâ bozkurtluk taslar,
Küflü kafasını çakalın omzuna yaslar.
Ben günahkâr bir kulum,dağlar kadar...
Affeyle Allah'ım beni affeyle!
Kumlar kadar çok olsa da günahım'
Yıka beni kereminle saf eyle.
Ya Rab!N'ağlayanım var ne gülenim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!