Rüzgârı sevmem,
Hele deli rüzgârı hiç sevmem.
Soğuktur rüzgârın yüzü Yılan gibi,
Hiç gülmez;asıktır suratı…
Buz gibi dudaklarıyla insanı öper ve kaçar.
Çatıları uçurur,ağaçları devirir.
Seher vakti karanlıkları yırtarak yükselen bu ulvî sesi,
İçiyorum damla damla,yudum yudum,keserek nefesi.
Bu ses, sinerek ruhuma,karanlık ruhumda olur nûr,
Aydınlatır bütün ruhumu,ruhum bulur huzur.
Karanlık,sabahın ilk ışıklarında erir;
Uyanır menekşeler,çiğdemler ve nergisler...
Güneşin ufuklardan doğuşunu gösterir.
Hareketlenir duygular,düşünceler,hisler...
İlk ışıklarla biter karanlık,ilk sessislik,
Emek verip çevirirsin film,
Çekersin bir çok belgesel.
Öyle bir hata yaparsın ki,
Alıp götürür hepsini,
Bir anda azgın bir sel.
Kömür gözlüm buradan gittin diye
Yürüdüğün tozlu yollar ağladı
En güzeller göğsüne taksın diye
Rüyama ektiğin güller ağladı.
Mecnun aşkı ile seni severken
Vurur sabahın ışıkları; yüzüme,nurdan
Görünmez oldu yüce dağların başı,
Kapanınca yollar tipiden, kardan.
Haber gelmez oldu gül yüzlü yârdan.
Tepişirken ahırda boz eşekler,
Unuttun beni diyorsun
Sen beynime çakılmış bir çivisin.
Nasıl unuturum ben seni,
Bil ki,hakkımı yiyorsun.
Sen yüreğimi aydınlatan bir nûr,
Beynimi kemiren bir ursun.
Seni her gün çok özlüyorum,
Gelirsin diye yolunu gözlüyorum,
Adım adım seni izliyorum;
Fakat sen bilmiyorsun.
Kalır gezdiğin yerlerde izlerin,
Kıldan ince kılıçtan keskindir şair yüreği
Kar tanesi gibi yumuşaktır dokunuşu
Elif gibi inceciktir okunuşu
Bazen zemheride yanar kor gibi
Bazen temmuz sığcında donar kar gibi
Tüy kadar hafif,pamuk gibi yumuşaktır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!