Evler yaptılar betondan,çok katlı,
Ruhsuz; fakat çok heybetli...
Dev ağızlarla kazdılar mezarını
Kır çiçeklerinin...
Yıktılar tek katlı bahçeli evleri,
Kömür gözlerini sevdiğim dilber
Saçlarında kar,gözlerinde rüzgâr!
Neden selam vermeden geçiyorsun?
Kömür gözlüm senin bir derdin mi var?
Güller açan gül yüzün gülmez oldu
Antalya'm! Sevgilimsin,canımsın;
Damarlarımda dolaşan kanımsın.
Otururum Falezlere,seyrederim
Denizini...
Akdeniz mürekkep olsa yazamaz
Güzelliğini...
Sahil boyu yalılar yalılar yalılar…
Dünyanın en mutlu insanları Antalyalılar!
Tarih tabiat,kum,güneş,deniz,mehtap…
Daha nice güzellikler…güzellikler..!
Sadece Antalya’ya aittir bu özellikler.
Antalya’m Bey Dağı sana yüksekten bakar.
Kocaman bir nasır elimin ortasında...
Bir dilim ekmeğim ben kurtlar sofrasında
Parçalandıkça çoğalan,
Çoğaldıkça parçalanan...
Yeniden çiçek verdi yeni zamanda;
Dünya dediğin sonsuz değil,
Bir nazarlık…
En son gideceğin yer,
Saray değil,mezarlık…
Bakma sakin göründüğüne
Öyle sakin değildir pek…
Ağlayınca sel alarmı verirdi bütün sirenler,
Düden Şelâlesi zannederdi gözyaşımı görenler.
Birer yanardağ oldu yüreğimde acılarım,
Terk etti menfaati tükenen kardeşlerim,bacılarım,
Mendiller yetmedi silmek için yaşını gözümün,
Ağlardı halime eğer kalbi olsaydı gökyüzünün.
Gelip oturdun gönlümün ortasına
Yalçın kayalardan kopan bir taş gibi.
İnan öylesine tutkunum ki sana
Ayaklara mahkûm olmuş bir baş gibi.
Yazdım gönlüme adın ile adımı
Sonsuzluğa uzanan bir nakkaş gibi.
Bir nefeste iki beden,
İki bedende bir nefes,
Bazen geçici bir heves;
Kızgın çöllerde Layla,
Soğuk gecelerde sıcacık rüya,
Gözlerde parlayan bir nur,
Ey idareci!
Alıp eline bir ok ile bir yay,
Öğrenci üzerinden öğretmeni oklamak kolay…
Yetiyorsa eğer gücün,
Güveniyorsan bilgine,
Çık öğrencinin karşısına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!