Bağrıma akıttığım gözyaşlarım,
Göl oluyor,
Yetişin a dostlar
Yüzme bilmeyen yüreğim boğuluyor!
Duymuyor çığlığımı kimse,
Büyülü ve mehtaplı bir gecede,
Buluşalım yıldızların altında.
Adının yazıldığı üç hecede,
Konuşalım yıldızların altında.
Şiirsel büyüyle düşelim yola,
Kimine akıl vermiş Allah, kimine zekâ
Kimine de bir boy ile bir boş kafa.
Haberi yok oturmuş da bir sivri kazığa,
İşte bu boş kafa,
Reddediyor aklı yaratanı.
Ne tuhaf!
Zil çalacak…Ziller çalacak
Sizler derse gireceksiniz;
Ama ben girmeyeceğim.
Bahçemde güllerim solacak,
Güllerimi kimler sulayacak?
Ama ben sulamayacağım.
Köyümü gördüm dün gece rüyamda,
Bir yaz günü temmuz ortasında.
Rüya bu ya,yanımda çocukluğum da.
Dolanıyorum yeşil çamlar arasında.
Masmavi göklerin bakışında,
Biz öğretmenler,
Kalkarız zille,yatarız zille
Sınıfa gireriz zille,
Sınıftan çıkarız zille.
Zilsiz hareket etmeyiz,
Zil çalacak ille…
Acılara yıllarca dayanan bir kahramandı bu yüreğim,
Artık acılar tamamen bitti sandı bu yüreğim.
Tam huzura ermişti ki;
Acılarla yeniden uyandı bu yüreğim.
Acılarla,acıların sokağında yeniden buluştuk,
Verin,verin sevginizi deli rüzgâra,
Alıp götürsün çok uzaklara.
Pay edip dağıtsın bütün insanlara,
Dağıttıkça büyüsün sevginiz,
İçinizde olsun bir iç deniz...
Senin dışında varsın kopsun fırtına,yağsın yağmur;
Eğer senin gönül bahçende ilkbahar ise mevsim,
Ne çiçeklerin solar ne de dökülür yaprakların.
Batmaz güneşin,doldurur içini her zaman bir nûr.
Ağaçların damarlarında dolaşır hâlâ kanım,
Ruhumun gözünden fışkıran nehirdir canım.
Çocukluğumda boyumu ölçtüğüm o kapı,
Güçlükle duruyor ayakta o eski yapı.
Taş kalpli dumanlı dağlar hatırladı beni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!