Orda bir köy var, işte o köy bizim köyümüz,
Gider geliriz,öyle uzak değil,yakındır.
Cana can katar pınarından akan suyumuz,
Cennet bahçelerinden bir bahçe,Hisarçandır.
Uyum içinde bak; dağlar benziyor nakışa,
Şafak vakti
Hep aynı saatte öter horozlar,
Kurulmuş saat gibi…
Fark etmez kar,yağmur,rüzgâr…
Ne önce ne sonra
Tam vaktinde öterler,
Severim güneşin sabah ilk selamladığı
Ak saçlı gümüş dağların sisli doruğunu
Bir mağaraya atmak isterim soğuğunu
Gam veriyor bana şelâlenin intiharı
Kahve gözlerin düşüyor birden yüreğime
Gelince sonbahar,kaplar ruhumu bir hüzün.
Kaplamış gökyüzünü kara garip bulutlar.
Seçilmiyor bulutların gerisinde yüzün,
Yandı deniz gülüm,tükendi bir bir umutlar.
Her geçen günde tükeniyorum ben azar azar,
Şimdi sen gelsen ne yazar gelmesen ne yazar.
Dünyada dünya kadar çalış,ye,iç;
İstediğin kadar da mahsül ek,biç
Fani dünya bir hiçlik tarlasıdır,
Biçeceğin yine de bir hiçtir hiç.
Namludan çıkan o deli fişeğin
Mektup gelir arada
Acıtır tuz yarada
Ne hava ne karada
Hiçbir şey bizim değil.
Mevsimlerden ilkbahar,aylardan ise nisan
Elde tüfek , arkasında köpek, av peşinde
Sabahtan beri taban tepiyor Avcı Süleyman
Bir ses duymak için tutuyordu nefesini
Bir av bulamayınca kızıyor,kuduruyor,
Bastırıyordu öfkeden göğüs kafesini.
Gökte uçan kuşlar,
Omuz üstündeki başlar,
Gözlerden akan yaşlar,
Her şey insan içindir.
Dağlardaki orman,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!