Sabret gönül, aldırma hiç; kalpten pasın silmek gerek.
Sonsuz değil kasvet sevinç; dertler nimet, bilmek gerek.
Kalsan dahî birgün naçar, zâretme hiç, dertler geçer
Hergün güneş tekrar açar, hardan ışık almak gerek.
Kalp gözüyle şu âleme bakmayı bilmez beşere
Şükre sebep musîbetler, câna cefâ, çile gelir.
Sitem katar her söyleme, satar birgün hayrı şere
Sükût eder nedâmetler; kul, isyâna bile gelir.
Oysa, bilse insanoğlu, neler gizler şu kâinât
Utanma duygusu ne güzel haslet
Kul boyun eğdikçe HAKK nazâr eder.
Gör günahlarını, ah de, hicâb et
Herkes yaptığına bir bedel öder...
Densizler dese de "boş söz, hikâye"
Bakmayın siz bülbül gibi feryâd ü figanıma
Mütevekkil bir kişinin hiç işi olmaz gamla.
Nerede bir yangın görsem mahşer gelir yâdıma
Rahmet deryâsına dalar su taşırım gagamla.
Ta ezelden ahdimiz var, îmân ettik kadere
Kerpiç evler şimdi olmuş balkonlu
Köyde bile zenginimiz çok mu ne?
Günümüzün sevdaları hormonlu
Aşkın artık eski tadı yok mu ne?
Ne gün gördüm, ne bir işe yaradım
Yolunu kaybetmiş ey garip yolcu!
Ey, dertten kederden muzdarip yolcu!
Bir daha görüşmek "Ya Nasip" yolcu!
Gâye, karanlıktan çıkmaksa eğer
Dinle sözlerimi; bana kulak ver!
Aşkının uğruna gam girdabına
"Dalarım" demişti; yâr...diye sevdim.
"Umudun olurum, çile kabına
Dolarım" demişti; yâr diye sevdim.
Hayatın gerçeği geceye inat
Tozpembe sanmıştım yer, gök, kâinat.
Bir çınarım, sökün eden Söke'den
Toprağını şehit kanı besleyen.
Tarih yazan, iz olmayan lekeden
Mehtabını AY ve YILDIZ süsleyen.
Osman Bey'im, Orhan Bey'im, Yavuz'um
"Aş! " deseler zorlanmaz, aşar Çin'in seddini
Kâinât kağıt olsa hecelere dar eder.
"Boğaz Harbi" denince kalem bilir haddini
Akif ne yazmış görür; aczini ikrâr eder.
Cahil aranıyormuş cesaret sınavına
Aşkımı yükledim her gün, her âna
"Yâr"...Dedim...insafsız...Gülerek gitti...
"Etme ne olursun! Sensizlik bana
Kor"...Dedim...insafsız...Gülerek gitti...
"Önünde diz çöktüm! Deme "nafile"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!