Sabret gönül, aldırma hiç; kalpten pasın silmek gerek.
Sonsuz değil kasvet sevinç; dertler nimet, bilmek gerek.
Kalsan dahî birgün naçar, zâretme hiç, dertler geçer
Hergün güneş tekrar açar, hardan ışık almak gerek.
Kalp gözüyle şu âleme bakmayı bilmez beşere
Şükre sebep musîbetler, câna cefâ, çile gelir.
Sitem katar her söyleme, satar birgün hayrı şere
Sükût eder nedâmetler; kul, isyâna bile gelir.
Oysa, bilse insanoğlu, neler gizler şu kâinât
Bakmayın siz bülbül gibi feryâd ü figanıma
Mütevekkil bir kişinin hiç işi olmaz gamla.
Nerede bir yangın görsem mahşer gelir yâdıma
Rahmet deryâsına dalar su taşırım gagamla.
Ta ezelden ahdimiz var, îmân ettik kadere
Utanma duygusu ne güzel haslet
Kul boyun eğdikçe HAKK nazâr eder.
Gör günahlarını, ah de, hicâb et
Herkes yaptığına bir bedel öder...
Densizler dese de "boş söz, hikâye"
Kerpiç evler şimdi olmuş balkonlu
Köyde bile zenginimiz çok mu ne?
Günümüzün sevdaları hormonlu
Aşkın artık eski tadı yok mu ne?
Ne gün gördüm, ne bir işe yaradım
Aldırma şeytanın muhabbetine
Kalbine yol bulur, zerkeder kini.
Fısıldar günahı her niyetine
Son nefes anında terkeder seni.
Kul, satar cenneti yok pahasına
Ne mutlu sevgi ile, hoşgörüyle barışık
Çehresinde tebessüm, insana hoş bakana!
Bir yaram var derinde; sebebi çok karışık
Devletim çare bulsun; sitemim Başbakana!
Dert bir benim olsaydı, ar ederdim demeye
Yokluğunun yükünü yüreğime yükleyip
Bir daha apansızın, çekip gitme...olmaz mı...
Mahzûn bakışlarımı ardından sürükleyip
Gönlüme kâbus gibi, çöküp gitme...olmaz mı...
En nadide gülleri benken seren yoluna
Virâne bir gönül kaldı geriye
Özür dilesen ne...dilemesen ne...
Esir ettin beni son zemheriye
Özür dilesen ne...dilemesen ne...
Kasırga misali ruhumda estin
Tarife kalkma beni, bir şablona sokarak
Aklımdan geçenleri, okuma huyun batsın!
Kulak ver, iyi dinle! Gözlerime bakarak
Mefkûrem ne, ülküm ne? Sana dilim anlatsın;
Adem'i Atam bildim, toprağı da mayamız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!