Yükseğe bakmak ile yücelmek mümkün değil
Zirvelere varmanın yolu secdeden geçer.
Ey gafil gel af dile, Rabbin önünde eğil!
Gün gelir en sevdiğin sana bir tabut seçer.
Kibir ile geçilmez tevâzû kapısından
Her ne derde düştüysem, sebebi sensin dilim,
Durun, etmeyin! demem, kesseler dilim dilim.
Af dilemeye dahi bırakmadın bende yüz,
Saydım tüm suçlarını, bugünküyle etti yüz...
Zordur bu zamanda kadim dost bulmak
Kaf dağı ardında tadı dostluğun
Bulana ne mutlu, hakkı mest olmak
"Bir varmış bir yokmuş" adı dostluğun
Az yaka silkmemiş riyâkâr yüzden
"Ol" denmiş, yarılmış göğsü toprağın
Bağrından bir gelin çıkıyor yine
Nakışlı her yanı telli duvağın
Rengârenk, mis gibi kokuyor yine
Kışı yaşamayan bilmez baharı
Ahkâm kesme yan yattığın yataktan
Konuşurken aklına da bir danış!
Gâye, şayet kurtulmaksa bataktan
Duyulmalı "barış" diyen yakarış.
Vatan için, bayrak için ölünür
Sardı benliğimi hicrân ateşi
Hasret dedikleri zor imiş meğer
Neyleyim ben yârsız doğan güneşi
Yârdan ayrı dünya dar imiş meğer
Leyla`sız Mecnun'um, daldım hayâle
Hünkâr, gönül köşküne "şeytan" denen hilekâr
Cüretkâr, Yaradan’a çatar olmuş, kâr sayıp!
İsyankâr azmış yine rağbet görüyor inkâr
Günahkâr, haramlardan tadar olmuş kâr sayıp!
Davetkâr dualara pek cömertken lütufkâr
Mahvettik dünyayı; yüreğim karlı!
İçim kan ağlıyor, kanıyor dostlar!
Kime rastladıysam üzgün, efkârlı
Suçu başkasında sanıyor dostlar.
Açınca ozonda sayısız gedik
Bir hüzün başlıyor, her yağan karla
Toprağa bakıyor gözler ısrarla
Nefes alıyorum; isteksiz, zorla...
Sanki süre bitmiş, her gün ömre ek
Yaşlılık denilen bu olsa gerek.
Bir acâip memlekettir Vatanım
Bireyine "Hakk'ı bilen kul" derler.
"Fedâ olsun Alsancağa bu canım,
Mal dediğin, geçmez akçe, pul" derler.
Benzese de her bir ferdi zekiye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!