Mecit Aktürk Şiirleri - Şair Mecit Aktürk

Mecit Aktürk

Gönül tezgâhında bir aşk dokudum
Ayaklar altında, ezen ezene...
Arif meclisinde edep okudum
Ben boyun eğdikçe üzen üzene...

Sevda saldı beni hadsiz eleme

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Aşk, bir bakışla başlar; göz görür, kalp vurulur
Takvimler sıfırlanır, yeni dünya kurulur.

Cem olur bütün tonlar, bir tek renge bürünür
Göz, her nereye baksa, hoş, tozpembe görünür.

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Susturun bülbülleri! Efkârlıyım bu gece
Gözlerim sele dursun; hüzün demini aldı.
Dökeceğim dilimden dertleri hece hece
Sevdiğimi kaybettim; kaybedecek ne kaldı?

Bir kalemim, bir de ben; kaldık şimdi başbaşa

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Gel, ey gönlüm, nem kapma her yağmurdan
Dostun eli bırakılmaz, bilesin.
Fâni tende kürk arama samurdan
Kalp kırana hoş bakılmaz, bilesin.

Her kelamda bir kötülük sezersen

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Bir VATAN ki, cennet gibi; her şey hazır huzur için.
Bir belâ ki, cinnet gibi; düşünelim! Neden, niçin?

Dil deyince şucu - bucu; gözler görmüş düşman, öcü,
Hiç dinmemiş kalpte acı; yanmışız hep için için.

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Devir kötü, devran bozuk diyorlar
Devire de düzene de eyvallah.
Gözüm yaşlı, bana "yazık" diyorlar
Ezene de üzene de eyvallah.

Hakk´tan gelen bil ki yerli yerince

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Dünyaya geldiğim gün "merhaba" dedim kışa
"Buyur, işte yol" dedi, sürdü beni yokuşa!
Bir umudun ardından giderken koşa koşa...

Yoruldum çok geçmeden serâbın giz´lerinde
Kaybettim gençliğimi çile dehlizlerinde.

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Ne bir anlık bir hiddet, ne belirli bir müddet
Kapanmayan yaradır kadına zulüm, şiddet
"Müslümanım" diyene örnek asr-ı saadet
Resûl'ün mesajı net, kaynağı vahiy, kesin
"Emanet" demiş "size"; Kur’an daha ne desin!

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Firâkın acısı bağrımı yaktı
Hasretin oduna düştüm bu gece.
Keder gözlerimden sel oldu aktı
Tepeden tırnağa yaştım bu gece.

Her anı neşeyle açtı aramı

Devamını Oku
Mecit Aktürk

Madem ki son durak Hakk'kın dîvanı
Fâniye el vermez, etmeyiz meyil.
Mâvera yoluna dizdik kervanı
Tükenen ayaklar, gönlümüz değil.

"Meziyet ne" dedik, dediler "edep"

Devamını Oku