Sardı benliğimi hicrân ateşi
Hasret dedikleri zor imiş meğer
Neyleyim ben yârsız doğan güneşi
Yârdan ayrı dünya dar imiş meğer
Leyla`sız Mecnun'um, daldım hayâle
Muradım kaderin az ötesiydi
Hayalim ufkumu aştığı zaman
Ömür takviminde haz ertesiydi
Duygular sel olup taştığı zaman
Ab-ı hayat için verdiğim nakit
Bir hüzün başlıyor, her yağan karla
Toprağa bakıyor gözler ısrarla
Nefes alıyorum; isteksiz, zorla...
Sanki süre bitmiş, her gün ömre ek
Yaşlılık denilen bu olsa gerek.
Ayarsız çıkan sözden, dil çeker eziyeti
Ne söylesen nafile, yoksa kulda edeb, us...
Dikkatsiz konuşmanın, bir "özür"dür diyeti
Âlimler diyorlar ki; ya hayır konuş ya sus!
Şayet maya bozuksa, kin gönüle tâc olur
Daha doğarken belli nefeslerin sayısı
Endişe etme gülüm vakitsiz gelmez ölüm
Çadır kurduğumuz yer son nefesin kıyısı
Hiç kimseyi bekletmez, gecikmek bilmez ölüm.
Şeb-î ârus, vuslattır, güzel ruh için ecel
Bir acâip memlekettir Vatanım
Bireyine "Hakk'ı bilen kul" derler.
"Fedâ olsun Alsancağa bu canım,
Mal dediğin, geçmez akçe, pul" derler.
Benzese de her bir ferdi zekiye
Dosttan gelen Şerbet-i Gül; döküp gitmek yoktur bizde.
Sohbet bize "ikrâm" "ödül"; çıkıp gitmek yoktur bizde.
"Gel" edene olduk konuk, ne din sorduk, ne de uyruk
El uzatan dosta yumruk, sıkıp gitmek yoktur bizde.
Kapayın gözünüzü, "görmedik" deyin, geçin
Zulüm edip, üzene, ezene aldırmayın
Tartın her sözünüzü, sormayın neden, niçin
Suçu verip düşene, düzene aldırmayın.
Lafı mı olur beyler, gurûrun, asâletin
İnsanlar düşünün ki, "çamur" ortak paydası
"Ümitsiz vaka" derdi, Mevlânâ çıkıp gelse!
Önlem alsan ne çare; engelin yok faydası
Edepsizin sözleri gönül yıkan bir selse.
Kalemi kılıç sanıp, sallayınca eşkıya
Şair isen haddini bil! Yazıp, çatma ona buna
Düzen bozuk, bu düzende, susanları övüyorlar.
Uyandırma uyuyanı, dokunma suya sabuna
Haksızlığa, namertliğe kusanları dövüyorlar.
Şayet dersen "tamam, peki", bulunmaz senden iyisi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!