Firâkın acısı bağrımı yaktı
Hasretin oduna düştüm bu gece.
Keder gözlerimden sel oldu aktı
Tepeden tırnağa yaştım bu gece.
Her anı neşeyle açtı aramı
Bir muamma zannederdim âlemi
Sanırdım ki, her çile bir kördüğüm
Zerrelere ayırdım her elemi
Nazâr ettim, farklı oldu gördüğüm
Dünya aşkı demir attı dimağda
Madem susma diyorsun sabırla dinle beni!
Yüreğimi dağlayan sözleri konuşalım.
Sana sunduğum aşka giydirdiğin kefeni
Giderken ağlattığın gözleri konuşalım.
Bana sorsan, aslında, diyecek söz yok gibi
Biçare esiriyim "namıssız" bir virüsün
Münasip bir lisanla "hastalık ne, tat" dedi.
Mendil verdi elime; ekledi, bu da süsün
Yedi gün cezalısın, "yatak-yorgan yat" dedi.
Perişan bir haldeyken, gözüm yarı aralı
GAYE; DİZELER İLE KARANLIGA MUM YAKMAK,
HAKK´KI İNKÂR EDENE ÖLÜMÜ HATIRLATMAK!
**********************************************************
NE ALAY ET BENİMLE, NE İNANCIMA SALDIR,
Her ne derde düştüysem, sebebi sensin dilim,
Durun, etmeyin! demem, kesseler dilim dilim.
Af dilemeye dahi bırakmadın bende yüz,
Saydım tüm suçlarını, bugünküyle etti yüz...
Davası olana yasaktır küsmek
Yiğide sevdası zül değil dostum.
Var mı bir darbede umudu kesmek?
Aslolan hedeftir yol değil dostum.
Olsak da bu yolda, yalnız, kimsesiz
Hünkâr, gönül köşküne "şeytan" denen hilekâr
Cüretkâr, Yaradan’a çatar olmuş, kâr sayıp!
İsyankâr azmış yine rağbet görüyor inkâr
Günahkâr, haramlardan tadar olmuş kâr sayıp!
Davetkâr dualara pek cömertken lütufkâr
Zordur bu zamanda kadim dost bulmak
Kaf dağı ardında tadı dostluğun
Bulana ne mutlu, hakkı mest olmak
"Bir varmış bir yokmuş" adı dostluğun
Az yaka silkmemiş riyâkâr yüzden
"Ol" denmiş, yarılmış göğsü toprağın
Bağrından bir gelin çıkıyor yine
Nakışlı her yanı telli duvağın
Rengârenk, mis gibi kokuyor yine
Kışı yaşamayan bilmez baharı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!