Gönül tezgâhında bir aşk dokudum
Ayaklar altında; ezen ezene...
Arif meclisinde edep okudum
Ben boyun eğdikçe üzen üzene...
Sevdâ saldı beni hâdsiz eleme
Ne bir anlık bir hiddet, ne belirli bir müddet
Kapanmayan yaradır kadına zulüm, şiddet
"Müslümanım" diyene örnek asr-ı saadet
Resûl'ün mesajı net, kaynağı vahiy, kesin
"Emanet" demiş "size"; Kur’an daha ne desin!
Madem ki son durak Hakk'kın dîvanı
Fâniye el vermez, etmeyiz meyil.
Mâvera yoluna dizdik kervanı
Tükenen ayaklar, gönlümüz değil.
"Meziyet ne" dedik, dediler "edep"
Hapsettim yüreğime acı veren adını
Her dilime geldikçe eziyorum bil e mi
Mahşere dek dediğim aşkımın miâdını
Gam seli yükseldikçe çiziyorum bil e mi...
Aldım mesajlarını sözünü dinleyerek
En mükemmel sûrette yaratıldı tüm beşer
Kur'an ile öğrendik; "hayır" nedir, nedir "şer"
Şerefli insanlara Hakk'a sadakat düşer...
Olur mu isyân edip Allah(c.c.) ile savaşmak?
Bunun adı nankörlük, düpedüz haddi aşmak!
Bir muamma zannederdim âlemi
Sanırdım ki, her çile bir kördüğüm
Zerrelere ayırdım her elemi
Nazâr ettim, farklı oldu gördüğüm
Dünya aşkı demir attı dimağda
Madem susma diyorsun sabırla dinle beni!
Yüreğimi dağlayan sözleri konuşalım.
Sana sunduğum aşka giydirdiğin kefeni
Giderken ağlattığın gözleri konuşalım.
Bana sorsan, aslında, diyecek söz yok gibi
Kâinat mektebinde çok dersler var alacak
Gül boyun büktüğünde sanma hemen solacak
İnsan gayret etse de, hata, günah olacak
Tefekküre dalmasan doğruyu bilemezdin.
Değil mi ki, her acı imtihanın bir cüzü
Biçare esiriyim "namıssız" bir virüsün
Münasip bir lisanla "hastalık ne, tat" dedi.
Mendil verdi elime; ekledi, bu da süsün
Yedi gün cezalısın, "yatak-yorgan yat" dedi.
Perişan bir haldeyken, gözüm yarı aralı
Ne bahtsızdı kim bilir, sen doğmadan Kâinât
Sapıtmıştı insanlar peygamberlere inat
Putlar yapıp tapmaktı; buydu en gözde sanat!
Bilmek hayli zor işti doğru yanlış hangisi
Can cânâna yetişti; GÜLLERiN EFENDiSi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!