Çok fırtına gördü bu gamlı sînem
Ağlarsam aldırma; es bundan sonra!
Ne "aşkım" de artık, ne de "birtanem"
Selâmı sabahı kes bundan sonra.
Varsın avuçlarım yaş ile dolsun
Rahmân'a Yâr dedik, tağuta ağyar
Amele gelince saptık rotadan...
Ne insanlık kaldı, ne hayâ, ne ar
Aynalar gördüğü çehreden bîzâr
Düne dek sağlamken ağza fermuar
Dile "ben"lik düştü, bozuldu âyar
Herşey âşikâr iken zûl sayılır divite;
Ufkumu perdeleyen zifiri, pusu yorum
Farkederse hüznümü haz verir diye ite
Sakladım gözyaşımı; çaresiz...susuyorum.
Sussam da, ârif olan, anlıyor bakışımdan
Suskun kalsın ne çıkar ahde bîvefâ kalem
Varsın mürekkebini yalan yanlışa satsın...
Destanlar dile gelsin, dinlesin cümle âlem
Mâzimi bilmeyene beni tarih anlatsın!
Anlatsın, es geçmeden en baştan başlayarak
Yine feryâd-ü figan, yine kan ve gözyaşı
Onlarca cana kıyıp yürekleri yakan var.
Yine "dostluk-barış"a tercih edip savaşı
İnsanlığından cayıp, bombalar bırakan var.
Gına geldi, kesmiyor, lânet, tel'in lafları
İblis’se idrâkini çepeçevre kuşatan
Tesadüf sanır bedbaht, hayat veren, yaşatan
Gören göze ibrettir gölgesine taş atan...
Tozu dumana katan dinlemez gönül, hatır
Ölümü unutana Azrâil hatırlatır!
Hava güzel, güneşliydi; çıktım evden neşe ile
Kuytu yerde biri vardı elinde bir şişe ile.
Kendi deyip gülüyordu; üstü yırtık ve sarhoştu
Gailesiz biraz halsiz şivesi de hayli hoştu.
Zemherî kar'ını sermeye görsün
Sobası soğuksa üşüyor insan
Şeytan şer ağını germeye görsün
Pusulası yoksa düşüyor insan.
Yaktıkça bağrını hüzünden her iz
Türlü nimet vermişken Rabbin her çağrısına
İsyan edip haddini aşan arsızlar gördüm...
Hak ettiği cezanın çekilmez ağrısına
Yâ Râb "neden ben" deyip şaşan arsızlar gördüm
Vazifesini müdrik kilitlenip hedefe
Sıla hasretiyle gezerken üzgün
Bir pîr-i fâniye rast geldim bugün.
*
Gülen gözlerinde gölgeler gördüm
Sanki "tadım-tuzum yok" der gibiydi...
Sabrını sınayan öfkeler gördüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!