Sökün çiçekleri ekilsin diken
Gül dermek bu çağda eziyet olmuş.
Sevgi, barış, huzur, neşe var iken
Kavga, küfür etmek meziyet olmuş.
Eskiden bir ise, şimdi bin arsız
Bozukmuş, bilemedim, bahtımın pusulası
Hoyrat esen rüzgârlar tayin etti yönümü.
Tam, "okunacak" derken, son kederin salası
Vardığım her limanda, çile kesti önümü.
Hüzünü ip eyledim gönlümün nakışına
Hayal denizimin suyu çekilmiş
Kulaç atmak için, geç, dalamadım.
Bağıma bahçeme keder ekilmiş
Şairağam gibi genç kalamadım.
Zararsız, gönlü hoş, garip bir kuldum
Yolunu kaybetmiş ey garip yolcu!
Ey, dertten kederden muzdarip yolcu!
Bir daha görüşmek "Ya Nasip" yolcu!
Gâye, karanlıktan çıkmaksa eğer
Dinle sözlerimi; bana kulak ver!
Aşkının uğruna gam girdabına
"Dalarım" demişti; yâr...diye sevdim.
"Umudun olurum, çile kabına
Dolarım" demişti; yâr diye sevdim.
Hayatın gerçeği geceye inat
Tozpembe sanmıştım yer, gök, kâinat.
Bir çınarım, sökün eden Söke'den
Toprağını şehit kanı besleyen.
Tarih yazan, iz olmayan lekeden
Mehtabını AY ve YILDIZ süsleyen.
Osman Bey'im, Orhan Bey'im, Yavuz'um
"Aş! " deseler zorlanmaz, aşar Çin'in seddini
Kâinât kağıt olsa hecelere dar eder.
"Boğaz Harbi" denince kalem bilir haddini
Akif ne yazmış görür; aczini ikrâr eder.
Cahil aranıyormuş cesaret sınavına
Her vesile fırsat deyip bugün yine bitkin, harâb
Zelil nefsim sürükeyip, af kapını çaldım Yâ Râb.
Sırat yolu ince, çetin, şükür bekler her nîmetin
Gençlik varken ben kıymetin’ bilmeyen bir kuldum Yâ Râb.
"Aş! " deseler zorlanmaz, aşar Çin'in seddini
Kâinât kağıt olsa hecelere dar eder.
"Boğaz Harbi" denince kalem bilir haddini
Akif ne yazmış görür; aczini ikrâr eder.
Cahil aranıyormuş cesaret sınavına
Dost bir hata eder etmez, gelen giden vuruyor
Hani bir gün çekip gitse, hiç dönmese yeridir.
Ne garip şu insanoğlu, hatasız kul arıyor
Göster bana bir kişi ki; hatalardan beridir...
Dost odur ki, yalnız kalsa yine dostu yâd eder




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!