Güz gelip, rüzgâr az sert estiğinde
Korkmayın, çok sürmez, geçer çocuklar
Hayaller kırılıp buz kestiğinde
Sanmayın umutlar naçar çocuklar
Kardelen, karlarda açar çocuklar!
Duyguların tadı yok aşkların boynu bükük
Gözlerde yaş kalmamış kirpikler nemsiz bugün
Şen günlerin yâdı yok sevdalar yüreğe yük
Kuracak düş kalmamış hayaller demsiz bugün
Mecnun'lar meftun iken yârin bir çift gözüne
Madem ki son durak Hakk'kın dîvanı
Fâniye el vermez, etmeyiz meyil.
Mâvera yoluna dizdik kervanı
Tükenen ayaklar, gönlümüz değil.
"Meziyet ne" dedik, dediler "edep"
Ipıssız dağlarda gözlerden ırak
Beyazlar içinde bir gelin iner
Bir içim su gibi billur ve berrak
Zirveler şenlenir, karanlık diner
Şuâlar uzanır öper aşk ile
Dilimde âhuzâr gözlerimde nem
Dumanım ağlasın har bayram etsin
Perişan hâlimi öğrenmiş annem
Talihim ağlasın yâr bayram etsin
Bel bağlasam ne ki doğacak tana
Kırgın olsan da bana, her derdin bir çaresi;
"Var" diyerek gelirdim; kapın açık olsaydı...
"Gözlerimden akan kan, yağan dolu tanesi;
Kar" diyerek gelirdim, kapın açık olsaydı.
Aşkın öyle büyük ki, gam öyle bir yük ki hem
Yük almış sırtına boyundan büyük
Aldırdığı yoktu her gelen sese...
Durdu az ötemde; ağır geldi yük
Baktım ki yorulmuş, nefes nefese...
.
Bedeni âdetâ ortadan ekti
Kim bilir, aşkımızı kaç kez kâğıda döktüm
Tarihler destan görsün, hergün okunsun diye.
Kaleme diz çöktürdüm, ben de önünde çöktüm
Yazdığım hece hece kalbe dokunsun diye.
Bir aşk ki aşktan öte; tertemiz, lekesizdi
Her birine öz koyulmuş; gül bekler ki arı gelsin
"SIR" demiştim, tez, duyulmuş; el bekler ki kârı gelsin!
"Aş" dediğin tuzsuz olmaz, yanan soba issiz olmaz,
Kara sevda hissiz olmaz; kalbi olan beri gelsin.
Vahiy "ikrâ" diyor ama; pek düşkündüm rahatıma
Cehaletin gölgesine uzanarak geçti ömrüm
Bilmem var mı daha âmâ; ersem dahi muradıma
Kâinatın Malik’ini az anarak geçti ömrüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!