Madem ki son durak Hakk'kın dîvanı
Fâniye el vermez, etmeyiz meyil.
Mâvera yoluna dizdik kervanı
Tükenen ayaklar, gönlümüz değil.
"Meziyet ne" dedik, dediler "edep"
Küllenmiyor közü heyhât, aşk odunun harı zinde
Hebâ oldu âhir ömrüm bir vefâsız yâr izinde
Sırra kadem bastı bahtım, efkâr buram buram bu dem
Hem ağlattı, inletti hem; ibre gamda kâr hüzünde
Yüreğimde onca yara çekilmesi zor cereme
Yük almış sırtına boyundan büyük
Aldırdığı yoktu her gelen sese...
Durdu az ötemde; ağır geldi yük
Baktım ki yorulmuş, nefes nefese...
.
Bedeni âdetâ ortadan ekti
Düştüğümüz şu hâle bak
İblis insana yâr olmuş
Dil denilen çelik tokmak;
Kalp kırmaya ayar olmuş
Mahiyeti kinse kirin
Çocuk takviminde vakit saklanbaç
Sarsın kollarıyla, saklayan ağaç
Tebessüm dünyamız sizlere muhtaç
Minik kelebekten korkmayın sakın
Kırlara çocuklar... kırlara çıkın!
Asık yine asrın yüzü; gördüğünden gözü yılmış
Arsız ise insin özü, sözü muteber sayılmış
.
.
Merhameti yok bu demin, bozulmuş nesli Âdem'in,
Çamura basan kademin, tozu muteber sayılmış
Sebildir sandığım tebessüm, neşe
Tarihi belirsiz bir âna kaldı
Dost, kardeş, akraba dönüştü leşe
Gönlümde yarım yâr, bir ana kaldı
Anaymış sevginin menbâı meğer
Sevdiğim bir candı canımdan öte
Sevmekten imtina ar edemedim
Naçardı gayretim ilâhî sete
Sevgimi gönlünde var edemedim
Hasret imtihandan zor bir cüz imiş
Yine uyku ile hoş değil aram
Maziyi mahzenden aldım bu gece
Tozunu sildikçe kanadı yaram
Acılar içinde kaldım bu gece
Yıllarca yanmışsa bellidir yürek
Mahiyetim meçhûl değil âlime
Tasvirimi karla çizer kış benim
Bakmayın siz bu çelimsiz hâlime
Dostum olur ecel denen kuş benim
Öç vaktinde otağ kurdum sıratta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!