Mevsimler seneler... hepsi hikâye
Ömür dedikleri ölürken bir an
Boş'a evriliyor dünyevî gaye
Toprak yâr oluyor haneler viran
Dünya dedikleri süslü bir serap
Kim derdi ki gün gelecek dem alacak kaygılarım
Ay yıldızla mesrur gecem bir mum için can atacak
Çektiğimi kim bilecek; sitem yüklü duygularım
Yularını salsam hecem yürekleri kanatacak
Korkak değilim, lâkin korkarım O dem BU dem
Îman kordan bir ateş, avuç içinde îman
Sıyrılmış suretinden, çıldırmış Benî Âdem
Fırtına hayli şedît, görünmez olmuş liman.
Yıllardır "dâvam" deyip, umudumu belerken
Be hey münkir niye inkâr edersin
Yaz ardından kar-boran var kör müsün?
Her günahta sanma ki kâr edersin
Saklasan da bir gören var kör müsün?
Boz bulanık sudan çıkıp azarsın
Uçmak için kanat çırpar bıkmadan
Ten denen kafeste "kuş"umuz vardır
Gayret gerek yol kabire çıkmadan
Amel heybesinde "boş"umuz vardır
Rast gelmek zor kadir-kıymet bilene
Gönüller yapmaktır her işte gayem
Haddini aşana "zindan" ötesi
Dostun selamıdır en büyük payem
Zor gelir nefsime ondan ötesi
Arsıza şer "deva", heva "din" olur
Dibi delik kapta su gibi zaman
Akarken geçiyor ömür dediğin
Gönül gemisine muhkem bir liman
Bakarken geçiyor ömür dediğin
Dünya süslü bir han, sisli bir serap
Muhatabım müslüman; sözüm yok îmansıza
Gönül ister ki mü’min basmaya çürük dala
Üstüne gelse cihan, özünden îman sıza
Hakk’ın ahdinden emîn, umman-ı aşka dala
Mest eylerken beşeri kıblesiz semah şeri
Bir selam vermeden düşürdün nâra
Ben kara diyorum, sen ak diyorsun
Pansuman etmeden kapanmaz yara
Sebep soruyorum, "ayak" diyorsun
Bir kalem ezelden âmâysa eğer
Bitirdin ve bittin bugün; kader kabir eşsin bana
Ne dertliyim ne de üzgün; artık elle eşsin bana
Ne tat verdin ne de rahat, ne anlatsam teferruat
Bundan böyle kara surat, herdem çatık kaşsın bana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!