Maraşlı Osman Şiirleri - Şair Maraşlı Osman

Maraşlı Osman

Bir eşikten geçersin azizim,
Sessiz, sedasız,
Ardında kalanlar soluklaşır,
Tanıdık birer hayalet gibi.
Öfke bile lüks gelir artık, tükenmiştir çünkü,
Kapıları birer birer, ağır bir 'yorgunlukla' kilitlersin.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Candan süzülüp gelen sevgi nuru artık
dile gelsin,
konuşsun; gönül bağına lütufla
yeni bir filiz,
taze bir fidan gelsin.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Mezar taşlarının gölgesinde büyümek değil seninkisi,
kendi gölgene yabancı bir örtü taşımak gibi...
İçinde ıslak yaprakların uğultusu,
ne giden dönüyor
ne sende ki kalmanın bir anlamı var bu kentin akşamında.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

I.

Sonbahar gecesinde esen puslu bir rüzgar var.
Dilimde dolanan kırık bir şarkı misali,
Uzanıyor gözlerim önümde duran titrek mum ışığına;
Yalnızlığıma,

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Narın en kor halini gül bahçesine çeviren nurum;
Kül olacağımı bilip de pervane gibi süzülen ruhum.

Kıblemın yönünü çizen en mukaddes pusulam;
Gözyaşımın damlasında saklı kalan duazadem.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

''Bir girdaptır kilitlenişi iki yabancı bakışın, öyle bir andır ki: hem mutlak vuslat, hem ebedi bir ayrılış.''

Gözlerinin haresinde salkım söğüt gölgeleri,
Bir bakış ki, ruhu kendi dehlizinden uyandırır.
Göz göze gelişlerin o en masum, en günahkar yeri,
Hem bir vaha sunar kalbe, hem çölünde yandırır.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Sesinin tınısında başladı sabahlarım,
Ve hiçbir saat ayarlayamadı bu kalbin atışını senin kadar Özgem.
Suskunluğumun en güzel iklimi, ruhumun en gizli çerağında…
Adının harflerinde yankılanır bağrımdaki her sızı.
İsmin ki; Özge,
İsmin ki; Afitap,

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Ne unuttum
Ne de unutabilirim,
Beni böyle
Bir başıma bıraktığını.
O sessiz
Gidişini unuttum

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Ey gönlümün sultanı, canımın cânânı sen gidince bimehâl kaldı bu deli gönül, neyleyim ki bilmiyorum..?

​I. Özgesel Hicran

Dilum bî-karar, gözlerüm pür-nem,
Cân mülkü virân,sensiz bu âlem.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

İnsanoğlu var olduğu günden bu yana iki temel pusula arasında gidip gelir: Biri benliği, diğeri ise ötekini işaret eder. Bu ikilem, felsefenin, edebiyatın ve bilimin en derin köklerini besleyen özgesel (egoist/bencil olmaktan ziyade özün merkezde olduğu) ve özgecilik (Altruizm/Diğerkamlık) kavramlarında hayat bulur. Bir yanda bireyin kendi iç sesini, potansiyelini ve benlik sınırlarını keşfetme çabası; diğer yanda ise bu sınırları aşarak başkasının acısına, sevincine ve varlığına ortak olma arzusu yer alır.

​I. Ben’in Sığınakları: Özgesel Yolculuk

​Özgesel yaklaşım, sıklıkla bencilce bir kapanma olarak yanlış anlaşılır. Oysa kökenine inildiğinde, kişinin kendi özüyle bağ kurması, içsel dünyasını aydınlatması ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi anlamına gelir. İnsan, ötekine faydalı olabilmek için önce kendi ruhsal coğrafyasını tanımalıdır. Toplumsal kabullerin ötesine geçerek özgün bir kimlik inşa etmek özgesel bir çabadır.
​Kişi kendi merkezini sağlamlaştırmadan dış dünyaya uzandığında, attığı adımlar temelsiz kalır. Özgesel olmak, yalnızlaşmak değil; kendi özünü anlamlı kılmaktır.

Devamını Oku