Maraşlı Osman Şiirleri - Şair Maraşlı Osman

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Maraşlı Osman

İnsanoğlu var olduğu günden bu yana iki temel pusula arasında gidip gelir: Biri benliği, diğeri ise ötekini işaret eder. Bu ikilem, felsefenin, edebiyatın ve bilimin en derin köklerini besleyen özgesel (egoist/bencil olmaktan ziyade özün merkezde olduğu) ve özgecilik (Altruizm/Diğerkamlık) kavramlarında hayat bulur. Bir yanda bireyin kendi iç sesini, potansiyelini ve benlik sınırlarını keşfetme çabası; diğer yanda ise bu sınırları aşarak başkasının acısına, sevincine ve varlığına ortak olma arzusu yer alır.

​I. Ben’in Sığınakları: Özgesel Yolculuk

​Özgesel yaklaşım, sıklıkla bencilce bir kapanma olarak yanlış anlaşılır. Oysa kökenine inildiğinde, kişinin kendi özüyle bağ kurması, içsel dünyasını aydınlatması ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi anlamına gelir. İnsan, ötekine faydalı olabilmek için önce kendi ruhsal coğrafyasını tanımalıdır. Toplumsal kabullerin ötesine geçerek özgün bir kimlik inşa etmek özgesel bir çabadır.
​Kişi kendi merkezini sağlamlaştırmadan dış dünyaya uzandığında, attığı adımlar temelsiz kalır. Özgesel olmak, yalnızlaşmak değil; kendi özünü anlamlı kılmaktır.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

"Yalnızız, zalimiz ve hırslıyız, bazen alabildiğine saf...Ve en kötüsü, korkağız."

Zihnin karanlık odalarında bir fener,
Geçmişin küllerini üfler de durur.
Aynı patikada dönüp duran bu sefer,
Ruhu kendi ördüğü ağlarda vurur.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

"İnsanlar, artık konuşarak değil susarak ayrılıyor... Bu yüzyılın ayrılıkları da böyle oluyor sanırım."

Biliyor musun, sana gelip "Artık sevmiyorum, aşka inanmıyorum, aşk artık şiir kitaplarında benim için." dediğim gün var ya... O sözler, dudaklarımdan dökülen en büyük yalandı. Aklımın sesi, kalbime baskın gelmişti o an.
​Gönlüme, "O artık yok benim için, bitti." dedim. Sonra aynı acımasız yalanı, kendime söyledim. Defalarca, defalarca... Belki kendimi inandırırım, belki canım daha az yanar, belki o devasa boşluk dolar diye. Ama olmadı. Dünyanın en yalancı, en nefret edilesi bir insanı oldum, çünkü kendimi kandıramadım; seni hâlâ deli gibi, nefes aldığım her saniye özlüyorum.
​Derler ya, insanın sevdiğini son kez görmesi mi daha zordur, yoksa son kez gördüğünü bilmesi mi? Ben maalesef birincisini yaşadım. Bir vedanın ağırlığı değil, bu vedanın "son" oluşunun ağırlığı eziyordu içimi. Gözlerinin içine bakıp, bu son dokunuşun hafızama kazındığını bilmek... Bu, tarifi olmayan bir yıkımdı.
​Seni arayıp hatrını sormak istediğimde, gözlerim o kadar dolmuştu ki, sana son bir kez, doyasıya bakamadım. Boğazım düğümlendi, her kelime dudaklarımda eridi, sesim titredi. Sadece o kısacık, ama içten gelen cümleyi söyleyebildim: "Beni Affet, Özür Dilerim."

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Senden gelen bir meltem esintisi var içimde
Adı bilinmeyen, adı söylenmeyen...
Zamanın sessiz bir çığlığı gibi tozlarını savuruyor
İçimdeki tenha sokaklarda, geçmişe dair her ne varsa...

​Bulutlar yarıldı aniden düşen yağmur, kâr değil bu

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Bir boşluktu zaman, sensiz.
Sonra, aniden... Sen geldin hayatıma.
Aşkın adı yoktu bende,
Tanımını, tadını,
Ne demek olduğunu senden öğrendim.
​Bir ayazdı içim, güneşimi bekledim.

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Akıp giden şu zamana inat sevgilim,
Kendimi karanlığın vicdanına bıraktım.
Sonra usulca sığındım uykulara;
Senin yeşile çalan gözlerini müjdeleyen,
O eşsiz rüyaların tadını çıkardım.
​

Devamını Oku
Maraşlı Osman

"Göğsüme saplanan bir cam kırığı var adıysa Özge. Sen Özgesin, bambaşka bir baharın adı... Sen Afitapsın, ulaşılmaz bir göğün lapis tacı.. Ben senin nezdinde sadece ışığında eriyip yok olan o bir çaresiz gölgeyim. Şimdi ne zaman bir kuş havalansa gökyüzüne, senin göğün gelir aklıma ve ne zaman bir karanlık çökse üstüme, Afitap oluşun yakar canımı..."

​Sen başka bir hikâyenin en güzel cümlesi, sen ulaşılmaz bir zirvenin en kurak güneşi… Özgem.

Biliyorum, bazen kelimeler çok süslü, çok mesafeli kalınca insanın tam da göğsündeki o sızıya değmiyor... Sanırım sen de tam oradasın; hani süslü laflar değil de, gece yarısı karşılıklı oturup iki çay koymuşuz gibi içten, içimi kemiren o hissi doğrudan konuşmak istiyorum seninle dertleşir gibi, sır paylaşır gibi Özgem: Biliyor musun, asıl canımı yakan nedir? Sen Özgesin derken, o kadar bambaşka bir dünyadasın ki benim için, hangi kapıyı çalsam yüzüme kapanıyor sanki tekrar senin kapına dayanmak için, neden biliyor musun…?
Öyle bir parlıyorsun ki uzaktan, sana bakmaya bile yüzüm olmuyor. Gözlerim doluyor bazen, öyle bir acı... Bazen diyorum kendi kendime, neden bu kadar zor oldu her şey? Ben nereye sığamadımda, nerede kaçırdım sana varacak olan o trenleri? Bilimiyorum bilmek de istemiyor gönlüm artık ne denli olursa olsun..

Devamını Oku
Maraşlı Osman

"Nasılsın?" diye sorma hakkını çoktan kaybettim, biliyorum. Aslında bu satırları yan yana getirmenin, sessizliği kelimelerle bölmeye çalışmanın mantıklı hiçbir açıklaması yok. Çünkü ben senin hikayenin hiçbir yerinde ana karakter olamadım; sadece kendi gölgeme sığınmış, seni uzaktan ve gürültüsüzce seven bir yabancıydım. Bir gün tüm cesaretimi kuşanıp kalbimi önüne serdiğimde, aldığım karşılık keskin bir "hayır" olmuştu. O gün, gerçeklerin o soğuk ve aşılmaz duvarıyla tanıştım. Zamanla bu yokluğu kabullenmeyi, kırık dökük de olsa yola devam etmeyi bir şekilde öğrendim.

Sana doğru tek bir adım atmadım, sessizliğini bozacak ya da hayatının ritmini kaçıracak tek bir hamle bile yapmadım. Çünkü çok iyi biliyordum ki; bir ruhu gerçekten sevmek, onun çizdiği sınırlara ve seçtiği sessizliğe koşulsuz saygı duymayı gerektirir.

İnsan birini unutmaya çalışırken zihninin onu rüyalarla sınamasını bir yere kadar anlar. Fakat aradan upuzun mevsimler geçmişken, seni hatırlatacak tek bir iz bile yokken her gece perdelerimin arkasında beliren yüzün, içimde susturamadığım sorular doğuruyor: Gerçekten iyi misin? Hayatın istediğin limana vardı mı? Yüzün gülüyor mu?

Devamını Oku
Maraşlı Osman

''İlk defa birini bu kadar çok sevdim. Sesini duymak kalbimi sakinleştiriyordu. Sonra... O ses sustu, içim hiç susmadı.''

Eski bir taş plağın hafif cızırtısında başlar her şey,
Eylül kokan ahşap konağın aralık penceresinde
Süzülür rüzgâr,
Ve udun en hassas teline dokunur zamansız bir parmak...

Devamını Oku
Maraşlı Osman

Seninle beraber yürümeyi sevdim en çok da;
Yürünmez sevda sokaklarının en tenha yerini,
Gömleğinin yakasında boynu bükük bir karanfil,
Gözlerinin içinde güzelleşen o utangaç Aşk,
Ve cebimde sana yazılmayı bekleyen acemi mısralar...
Yağmur her yağdığında, yarım kalmış cümleler gibi

Devamını Oku