Sesinin tınısında başladı sabahlarım,
Ve hiçbir saat ayarlayamadı bu kalbin atışını senin kadar Özgem.
Suskunluğumun en güzel iklimi, ruhumun en gizli çerağında…
Adının harflerinde yankılanır bağrımdaki her sızı.
İsmin ki; Özge,
İsmin ki; Afitap,
Bütün bilinen sevdalardan başka, bütün mecazlardan öte,
Bütün kalıplardan uzak ve tamamen bana ait yabancısın.
Sen ki bu serkeş gönlüme sunulmuş nihayetsiz bir lütfumdun,
Yeri geldi bir fırça darbesi gibi dokundun ömrüme...
Toprağın ateşle imtihanı, sükûtu gibi derin,
Sırla kaplanmış bir sanat eseri misali ilmek ilmek…
Mavinin en mahrem, en tutkulu tonuyla nakşedildin ruhuma.
Zamanın yıpratamadığı, pasının dokunamadığı bir parlaklıkla,
Örtmüştün içimdeki vuslat ateşini,
Seni sevmek; Özge, seni sevmek ki...
Geleneksel bir nakışı gökyüzüne çizmek gibi özgür,
Çiniye dokunan serin bir fırçanın asaletinde erimek gibi,
Bir ustanın sabrı ve göz nuruyla gözlerine bakmak gibi derinsin hâlâ gözlerimde.
Sen sadece bir isimden ibaret değilsin dillerde Özge;
Aşkın,
Sabrın,
Ve zarafetin en renkli haliyle,
Gönlümün çini kâsesine dökülmüş en tatlı şarapsın.
Gizli saklı sana yazılmış şiirlerin her kelimesinde sen vardın,
Aldığım her nefeste adının o eşsiz, zamansız ahengi olan:
Özge…
Benim en müstesna nakşımda,
Benim hiç bitmeyecek olan sevdamsın..
Kayıt Tarihi : 18.10.2026 17:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!