"Birbirine düzgün veda edememiş iki insan mutlaka tekrar karşılaşır. Biri pişman, biri kırgın, biri nefret dolu, biri hayal kırıklığı, biri ölü, biri diri bu hayatta..."
Seni öyle sevdim ki,
Ne kelimeler yetişti peşinden koşmaya,
Ne de suskunluk anlatabildi içimdeki o derin yarayı.
Gizli bir dua gibi Fatiha niyetine taşıdım adını,
Aramızdaki fark,
Ne biliyor musun ?
Sen yanı başımdayken bile
Bensizdin,
Bense tek bir gün
Gidenin ardından tutulan yas, aşkın bittiği yer değil; tam aksine derinliğinin ve samimiyetinin tescillendiği yerdir. Yas tutmak, o sevginin bir zamanlar ne kadar gerçek olduğunu kendimize ve hayata kabul ettirme biçimidir. Sevmek risk almaktır; o riske ayrılık, hüzün ve yokluğun ağırlığı da baştan yazılmıştır.
Attilâ İlhan'ın "Ayrılık da sevdaya dahil / Çünkü ayrılanlar hala sevgili" dizelerinde söylediği gibi, hissettiğin acı aslında sadece sevginin biçim değiştirmesidir. İçinde biriken o sessizlik, onun sende bıraktığı izin büyüklüğünden gelir. Yas, sevgiyi birdenbire yok edemeyen kalbin onu yavaş yavaş zihne ve ruha sindirme sürecidir.
Bu yüzden; "Gidenin ardından tutulan yas da aşka dahildir," deriz... Biz şairler..
İçimde yılların yorgunluğu var;
akşamı erken inen bir şehrin sokakları gibi tenhayım,
kendi sesime sağır,
kendi gölgeme yorgun...
Geçtiğim bütün yollar
"Hakikatte kadınlar, bu alem içinde başka bir alem de yaşarlar. İçine aşklarını ve büyülerini üfledikleri bir alemdir bu ve erkekler yeri geldiğinde o alemi hırpalar ve yıkarlar. Kadınlar ise yeniden üfleyerek nefesleri ile korurlar o yıkılan alemi ve erkekleri de üfleyerek var ederler. Çünkü; bir erkek, bir kadının nefesi kadardır." (Ece Temelkuran - Düğümlere Üfleyen Kadınlar)
Can da bir, canan da bir değil miydik seninle ?
Biçare dertlerin kuyusunda kaybolurken
Sen çıkageldin sandım
Uzaklardan
"Beklemek, zamanın ruhuna çenti atılmış en sessiz intihardır; aslında beklenen değil insanın kendi içindeki boşluğudur ve var olmanın en ağır cezası olarak, kendi ellerinle kazdığın mezara her gün bizzat katilinin adını fısıldamaktır."
Gözüm kapıda, kulağım nefeste,
Beklemek neymiş, anladım nihayet seninle.
Bir takvim yaprağına ömür sığdırmak...
Ya da bir kapı gıcırtısına kalbini bağlamak mı?
''Bir kadının gönlünü, rızasını ve duasını al ama sakın ahını alma, ağır gelir... Taşıyamazsın.''
Sabah olur da
Gün doğarsa yeşil gözlerine,
Ve ruhun bir kuş olup uçarsa sol kanadımdan...
Tüm o incelikli kırılganlığın,
I.
Ey gönül, derd ile nâlân olmağın mâhı nedir?
Gözyaşı seylâbı seyreyle ki, billâhı nedir?
(Ey gönül, dertle ve iniltiyle dolup taşmanın sebebi nedir?
Gözyaşı selini seyret de Allah aşkına bunun hikmeti nedir?)
''Severken unutulmayı bil, gelmeyeceğini bile bile... Sevdin mi o zaman unutulduğunu bil, geri hatırlanmayacağını bile bile... İşte bu sevdanın, aşkın ilk adımı gönülden gönüle geçilmeyeceğini bil ve yoluna arkana bakmadan devam et.''
Gözlerin,
Gözlerime aşkı sunarken,
Soluk bir ay ışığı akşamında,
Bir rüzgar geldi ve savurdu bizi,
''Avuçlarımızı kanatan her şeyi sıkı sıkı tutmak yerine, bazen serbest bırakabilmemiz gerekir. Dayanmanın bizi güçlü kıldığını zannedebiliriz ama çoğu zaman bizi güçlü yapan şey bırakabilmektir. (Hermann Hesse)''
Bir meltem gibi esip geçtin gönlümden
Sessiz bir fısıltı misali
İnce ince
Rüzgarda asılı kalan kokunu bırakarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!