Kâhtalıyım bağrım yanık,
Sevdam tutsak etti sana…
Candan sevdim Dünya tanık,
Hasret içtim kana kana…
Ezgi yaktım gül dalına,
Afyon nere Kâhta nere,
Gözüm yaşı oldu dere,
Dost göğsünü gere gere,
Kâhtalıyım diyor gönlüm…
Özlem yakar al kor gibi,
Ömrümün bahar çağında,
Kâhta’da güzel bir akşam vakti,
Ufuk boyanmışken kızıla,
Darabalar inerken eski çarşıda,
Esnaf yol alırken yorgun argın evine,
Esmer tenli çocuklar oynarken son oyunlarını,
Yaşlar dökmüş kara gözler,
Nedir derdin komşu kızı…
Yaşlı gözler kimi gözler,
Söyle derdin komşu kızı…
Bakma öyle durgun durgun,
Güle güle Hayaloğlu,
Kınından sıyrılmış öfkem,
Ezik yüreğimin tok sesi,
Acılarımın çığlığı,
Mısralarında yaşatır seni,
Aydınlık yüzlü ülkem…
Seni sevdim nikâhladın kederi,
Ağıt ektin seven gönlün diline…
Hazan oldun gülmez ettin kaderi,
Sevda derken düştüm çile yeline…
Gönül verdim senin gibi baykuşa,
Çekene sor yarasını gönülün,
Yaşı döker saza hüzün çaldırır…
Dikene kor narasını al gülün,
Kaşı çatar köze özün daldırır…
Yastığında bin bir çeşit arılar,
Bu gün Perşembe,
Bizim koğuşun görüş günü,
Geldi sevgili eşim,
Kızım oğlum iki güneşim…
İki gözü iki çeşme,
Kör olmuş sis deniz dilsiz ben garip,
Yürek dili gece gündüz hasrette…
Gökte kapris yok bir yıldız gel tabip,
Sevda yeli hançer olmuş gurbette…
Kül renginde giysi giymiş bulutlar,
Gönül kâse bak kırılır bir taşla,
Dil kemiksiz sözü bir ölç tıraşla,
Boş teneke çok ses verir yok gücü,
Düşün konuş bas frene yavaşla…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!