Son deminde ömür yine Sırat’ta,
Sakın düşme kal ayakta kal gönül…
Her baharda canlar gider Fırat’ta,
Dalgalarda dalgalansın sal gönül…
Belin büker beklenmeyen vakalar,
Nisan gecesi balkonda,
Gözlerimde gökyüzü…
Güneş ışığını yansıtan ay,
Tarihle ediyor alay…
Güç hep doğurmuş haydut,
Yazboz tahtası yüzlerce hudut,
Harf hece kelime,
Açmış tarihin demir kapısını…
Değiştirmiş milyarlarca insanı,
Değiştirmiş yeryüzünün yapısını…
Meydan okumuş zalime,
İnsan olmak sarılmaktır bilime…
Döndüm baktım delip geçen zamana,
Her devirde aynı tilki aynı kaz…
Yoz tarlada bak şu sapla samana,
Her devirde aynı şakşak aynı gaz…
Yağlı köşktür her iktidar sandalı,
“Sen tarihin beşiğisin can Kahtam,
Sen gözümün ışığısın can Kahtam…”
Kâhta bağlarında kınalı keklik,
Gurbet ellerinde dokurum mekik,
Bağlamış saçını yâr belik belik,
Günler aylar yine düştü yokuşa,
Yüküm yardan güzüm yazım dildedir…
Döndü gönül bülbül denen o kuşa,
Türküm harda sözüm sazım teldedir…
Yol uzundur inceden de incedir,
Aşk ateşten gömlek mutluluk tacı,
Her yürek bu yükü başa alamaz…
Ömrün güzel tadı gölün ilacı,
Sevgi denizidir herkes dalamaz…
Hoşgörünün bağı özveri dağı,
Bir gemiyim okyanusta dümensiz,
Neredesin kaptan köşkün sahibi…
Hangi gemi demir atar limansız,
Gel derman ol öksüz gönlün tabibi…
Yâr çiçektir gönül kaymak bal ister,
Akdeniz’de akşamüstü,
Yolcu güneş,
Başka kıtalara…
Damarlarda kan sanki ateş,
Gençlerde kördüğüm eller,
Bal üretmekte diller,
Aşkta yasa sevgi saygı sadakat,
Hoşgörüdür her belaya barikat,
Sev gönülden sen de sevil aşk ile
Mutluluğa yol bulmaktır hakikat…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!