Döndüm baktım delip geçen zamana,
Her devirde aynı tilki aynı kaz…
Yoz tarlada bak şu sapla samana,
Her devirde aynı şakşak aynı gaz…
Yağlı köşktür her iktidar sandalı,
“Sen tarihin beşiğisin can Kahtam,
Sen gözümün ışığısın can Kahtam…”
Kâhta bağlarında kınalı keklik,
Gurbet ellerinde dokurum mekik,
Bağlamış saçını yâr belik belik,
Günler aylar yine düştü yokuşa,
Yüküm yardan güzüm yazım dildedir…
Döndü gönül bülbül denen o kuşa,
Türküm harda sözüm sazım teldedir…
Yol uzundur inceden de incedir,
Aşk ateşten gömlek mutluluk tacı,
Her yürek bu yükü başa alamaz…
Ömrün güzel tadı gölün ilacı,
Sevgi denizidir herkes dalamaz…
Hoşgörünün bağı özveri dağı,
Bir gemiyim okyanusta dümensiz,
Neredesin kaptan köşkün sahibi…
Hangi gemi demir atar limansız,
Gel derman ol öksüz gönlün tabibi…
Yâr çiçektir gönül kaymak bal ister,
Akdeniz’de akşamüstü,
Yolcu güneş,
Başka kıtalara…
Damarlarda kan sanki ateş,
Gençlerde kördüğüm eller,
Bal üretmekte diller,
Aşkta yasa sevgi saygı sadakat,
Hoşgörüdür her belaya barikat,
Sev gönülden sen de sevil aşk ile
Mutluluğa yol bulmaktır hakikat…
Gülüşünle gönül saksım gül doldu,
Buz çözüldü bahar geldi yaz geldi…
Hüzün yandı gamla keder kül oldu,
Hanemize cümbüş geldi saz geldi…
Bakışınla sevda çıktı doruğa,
Zil çalmadan önce,
Açıldı yavaş yavaş,
Okulun demir kapısı…
Zille koştu inciler,
En öndeydi birinciler…
Diyarbakır’ın orta yerinde,
Hortum yaratıldı bir yiğit için,
Vuruldu gerçeğin cesur sesi,
Ensesinden vuruldu kahpece,
Barış elçisi kınalı güvercin…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!