Sen katran karası hüznüm feryadım,
Yüzümde patlayan zalim tokadım,
Tükenmiş umudum bitmiş takadım,
İstanbul sen bana dertsin hüsransın…
Galata köprüsü ekmek balıksın,
Tutsak gönlüm gözlerinin tutsağı,
Ardın sıra diyar diyar gezdirme…
Bu sevdadır dinler mi hiç yasağı?
Bir canım var beni ondan bezdirme…
Daldan düşen yaprak solar sararır,
Para pulla varlığınla ağırsan,
Mazlum görmez feryat duymaz sağırsan,
İsa Musa Muhammedi çağırsan,
Kitabımda beş para da etmezsin…
Sabah sabah indim Kâhta’m düzüne,
Yudum yudum mis havanı soludum…
Yüzüm sürdüm toprağının yüzüne,
Yudum yudum mis havanı soludum…
Mezarlığın benim kutsal durağım,
Hele bakın şu çapaklı zevata,
Bakar – görmez rehber olmuş âleme…
Tüm hayatı dişi tutmaz cıvata,
Köşe bulmuş yağ döktürür kaleme…
Bisikletle aya ayak basandır,
Üst üste gömülen kitaplardan,
Okuryazar oldu toprak,
Kültürlendi börtü böcek,
Gece gündüz,
Okur yazı şiir,
Ne yazılmışsa insanlığa dair…
Dalgıç ol dal gözlerime,
Yâr ol su sal közlerime,
Umut bal çal sözlerime,
Dinsin artık acım benim…
Ömür hazan günler sefil,
Cüzdanda aşk hava atar kasılır,
Uzun sürmez terk panoya asılır,
Ayrılıklar haber olur basılır,
Yürekte aşk Leyla olur taç olur…
Son deminde ömür yine Sırat’ta,
Sakın düşme kal ayakta kal gönül…
Her baharda canlar gider Fırat’ta,
Dalgalarda dalgalansın sal gönül…
Belin büker beklenmeyen vakalar,
Nisan gecesi balkonda,
Gözlerimde gökyüzü…
Güneş ışığını yansıtan ay,
Tarihle ediyor alay…
Güç hep doğurmuş haydut,
Yazboz tahtası yüzlerce hudut,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!