Çıkarlarınız aynı sepette,
El ele verdiniz bu gün,
Ballı sofra serdiniz kendinize,
Birleştiniz aynı hedefte,
Tek ses çıkıyor onlarca defte,
Anlıyorum sizi beyler…
Anne nerden aldın sen bu gelini?
Sıcaktan soğuğa vurmaz elini…
Sanki oklava var eğmez belini,
Getirdiğin yere götür geri ver…
Kanaldan kanala zıplar bir gözü,
Keleş oğlan müdür olmuş,
Has deriden koltuğu var…
Müdür değil çamur olmuş,
Has deriden koltuğu var…
Çok saldırgan belki kuduz,
Sabahın seherinde,
Bir yel eser Nemrut’tan.
Gelir deli deli…
Kızmış Kommagene Tanrıları,
Biri diğerinden öfkeli…
Secdeye durmuş güneş,
O durgun,
O sessiz,
Masmavi Akdeniz,
Bu akşamüstü,
İlişkileri kokuşmuş bu kentte,
Bilmem ki neden,
Zemherinin bulutusun başımda,
Yağan taştır yağmur değil kar değil…
Ciğer söken dert otusun aşımda,
Benim gönlüm liman değil gar değil…
Çaldın benden yıldızları mehtabı,
Sana doğar en güzel nazlı Güneş,
Kâhta'm niye hala karanlıktasın,
Bahara erdi nice ilçe,
Bereket fışkırır bağ bahçe,
Sen hala Aralık'tasın...
Kâhtalıyım bağrım yanık,
Sevdam tutsak etti sana…
Candan sevdim Dünya tanık,
Hasret içtim kana kana…
Ezgi yaktım gül dalına,
Afyon nere Kâhta nere,
Gözüm yaşı oldu dere,
Dost göğsünü gere gere,
Kâhtalıyım diyor gönlüm…
Özlem yakar al kor gibi,
Ömrümün bahar çağında,
Kâhta’da güzel bir akşam vakti,
Ufuk boyanmışken kızıla,
Darabalar inerken eski çarşıda,
Esnaf yol alırken yorgun argın evine,
Esmer tenli çocuklar oynarken son oyunlarını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!