Evlilik, iki kalbin omuz omuza taşıdığı en ağır sorumluluktur.
Hayatını dışarıdan gelecek beğeni ve yorumlara göre biçimlendirmek, evliliğe ihanettir.
Bir insan “Eşim ne hisseder?” sorusunu bir kenara atıp, “Takipçilerim ne der?” diye düşünmeye başladıysa, sadakatin yönü çoktan kaymıştır.
Gerçek bağlılık, ekran ışığına değil; yastığını paylaştığın, kalbini açtığın kişinin ışığına yönelmektir.
Şairin kocası olmak zordur siz bilmezsiniz…
Kadının kalbi derindir çünkü,
suskunluğunda bile fırtınalar saklar;
bir kelimeyle umut olur,
bir nefesle bütün acılarını yeniden yazar.
Bir ilişki değil,
Ruhuma dokunacak bir varlık istiyorum.
Sustuğumda susabilen,
Sessizliğimi korkmadan dinleyebilen birini.
Bir filmin ortasında,
Sen…
Sabahın ilk ışığında doğan sessiz bir güneş,
Kendi yorgunluğunu saklayan, dünyayı aydınlatan bir nefestesin.
Gülüşün odaları sarar, ışıkla dolar her köşe,
Bakışların suskunluğun içinde bile şiir taşır söze.
Bir sabah sessizce doğar gün,
Pencereden içeri dolan ışık gibi girersin hayata.
Ne bir davet, ne bir hazırlık gerek,
Varlığın yeter… her şey yerli yerine oturur.
Sesin...
Toplumda erkek olmayı yalnızca sertlik sanan bir anlayış var hâlâ. Susmayı güç, duygusuzluğu olgunluk, mesafeyi ağırlık zanneden… Oysa çoğu zaman bu “ağırlık”, yüzleşmekten kaçan bir hafifliğin örtüsüdür.
Erkek, duygusunu ifade etmediğinde değil; onu inkâr ettiğinde zayıflar. “Ben böyleyim” diyerek değişime kapıyı kapatmak, karakter değil konfordur. Sorumluluk almamak, susarak yönetmeye çalışmak, duygusal emeği kadının omzuna bırakmak erkeklik değil; yetişmemişliğin adıdır.
Birçok erkek, sevilmeyi hak etmekle, sevilmeyi talep etmeyi birbirine karıştırır. Emek vermeden ilgi bekler, varlık göstermeden anlaşılmak ister. İlişkiye eli boş gelir; sonra da neden doyurulmadığını sorar. Oysa ilişki, sığınılacak bir liman değil; yük alınacak bir yol arkadaşlığıdır.
Tartışmaz artık,
çünkü seni ikna etmek için değil,
kendini kurtarmak için susar.
Huzuru arar,
sırtını yaslayabileceği bir omuz…
Ve senin o omuz olmadığını anlar.
O adam artık direnmiyordu.
Sevdiği geri gelmeyecekti, anlamıştı.
Sevgi…
sadece sessizlikle iyileşiyordu,
başka yolu yoktu.
Daha önce de yaşamıştı, biliyordu.
“Mutlu değilim belki,” dedi, “ama barıştım.”
---------
BÖLÜM 1: BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ ARASINDA
Bazı insanlar vardır; sevgiyi bilirler ama uygulamayı hep yanlış yerden başlatırlar.
Kendi hayatının merkezindeki, onu gerçekten seven ve en çok düşünen o bir avuç insana karşı sabırsız, kırıcı ve hoyrattırlar…
Dışarıdakilere ise aşırı nazik, abartılı derecede anlayışlı, neredeyse gerçek dışı bir hoşgörüyle yaklaşırlar.
Hayatının merkezinde duran insanlara karşı umursamaz ve kırıcı davranırken, aslında kendi iyiliğini dahi umursamayan dışarıdaki insanlara daha çok emek verir; enerjisini, zamanını ve nezaketini yanlış yöne harcarlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!