Korhan Külçe Şiirleri - Şair Korhan Külçe

0

TAKİPÇİ

Korhan Külçe

Birisini çok sevdiğinizde, o sizi çok üzse de onun yanında ağlamak istersiniz. Çünkü kalp, inciteni değil; teselli edeni hatırlar. Bazen en ağır sözler onun ağzından çıkar, en derin yaralar onun ellerinden açılır, ama siz yine de gidip aynı ellere sarılmak istersiniz. Çünkü sevgi, acının kaynağıyla teselliyi aynı bedende bulma çelişkisidir.

O size korkunç bir şey yapsa da yine de onun kollarında huzur ararsınız. Çünkü kalp, mantığın çözdüğü denklemleri bilmez; kalp yalnızca ait olduğu yeri tanır. İnsan, kimi zaman en güvenli limanı, en çok fırtına koparan suların içinde bulur.

Birini çok sevdiğinizde, size bin kere de yalan söylese, yine de herkesten çok ona inanmak istersiniz. Çünkü o yalanların içinde bile duyduğunuz tek şey onun sesidir; o ses ise sizin için gerçeğin ta kendisidir. Bir sözünün doğruluğunu sorgulasanız da, o sözün size ait oluşunu sorgulamazsınız. Sevgi işte böyle bir körlüktür: insanın gözünü değil, yüreğini bağlar.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Bir masam vardı; sessizliği senin nefesin bölerdi.
Gece eğilirdi üzerime, gölgen düşerdi sayfama.
Kalem seni bilirdi;
Bir kelime yazardım, bakışın kadar uzun sürerdi yolculuğu.

Ben yazdım, sen bekledin.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Bir sabah, rüzgârın taşıdığı sessiz bir umutla uyandım.
Perdelerin arasından süzülen ışık,
Sanki bana yeni bir yol fısıldıyordu:
“Bırak eski gölgeleri… gün yeniden başlıyor.”

Adımlarım ürkekti belki,

Devamını Oku
Korhan Külçe

'Hayat, bazen sessizce bizi iki yolun kavşağına getirir.
Birinde “kalmak” yazar; alışkanlıkların, hatıraların yolu…
Diğerinde “gitmek”; belirsiz ama özgürleştirici bir patika.
İnsan, çoğu zaman kalbiyle aklı arasında sıkışır.'

Bazen Sevmek, Bırakmaktır

Devamını Oku
Korhan Külçe

Sadakat eksiklik değil; karakterdir.
Birine ait olmayı seçmek, zayıflık değil; omurga gerektirir.

-----------------------------------------

Artık öyle bir çağdayız ki, evli insanlar bile “piyasasının kapanmasını” istemiyor.

Devamını Oku
Korhan Külçe

Artık kimse kimseyi duymuyordu.
Sokakta yürürken insanların gözlerine bakmamayı çoktan öğrenmişti. Çünkü orada uzun zamandır hiçbir şey yoktu; ne sıcaklık, ne merak, ne de vicdan.
Sadece boşluk…
Tükenmiş bir insanlığın, yavaş yavaş çürüyen artıkları.

O, buna “insanlığın zombi hali” diyordu.

Devamını Oku