Kız görünce düşmüş aşka
Gönül konmuş taze güle
Havalarda uça uça
El sallıyor güle güle
Karanlıkta esen yeller
Yüreğim yanarken düştüm yollara
Kızılırmak gördü yandı kül oldu
Avcıdan kaçarken vardım dağlara
Gözyaşlarım nehrin yolunu bozdu
Dudaklar sustukça susayan yürek
Kızıl saçlarında akşamın rengi
Yansıyınca cayır cayır yakıyor
Aradım bulamam yıllarca dengi
Tutmayınca elden kaçıp gidiyor
Gece gündüz yıllar boyu peşinden
Ne tarafa dönsem herkes de sitem
Ağzını açanlar kin kusar her gün
Sussam da susmuyor ne etsem bilmem
Durmadan küfredip kızıyor her gün
Ne eli duruyor nede dilleri
Koca Çınar
Ne zaman bir kavgaya şahit olsam
Gök gibi gürleyen feryadı duyarım hep
Sağanakları toplayan kara bulut gibi
Yüzü sarkıp aşağı düşerken
Kızaran gözlerini, elleriyle kapatarak
Koca dağ parçalanıp, kum tanesi olurken
Sebebin sultanları, nasılda övünüyor
Anlamsız laflar edip, edebsizce gülerken
Kırılan kır çiçeği, toprağı kucaklıyor
Cenneti cehennemi, ararsan yüreğinde
Üryan geldin şimdi üryan gidersin
Kimi sevinirken kimi üzersin
Riyasızca Hakk-ın yola gidersin
Sevenleri şimdi nasıl üzersin
Dilin ok gibiydi hedeften şaşmaz
Geride kalmıştı o güzel günler
Aklıma geldikçe dolar gözlerim
Acısı tatlısı anlatır diller
Geçmişi anarken akar gözlerim
Evimiz tek katlı bahçelik bağlık
Köpek gibi havlar sesi kısılmaz
İnsanlık damarı yanmış kül olmuş
İnsanı ağlatan insan sayılmaz
İnsanlık damarı yanmış kül olmuş
Şirindir ellere yüzü gülerken
Kördüğüm olunca gönül bağımız
Tarak bile geçmez oldu dibine
Buluşmaya sebep olan ağımız
Kesişince girdi yürek içine
Elden dile, gözden gönle, girenin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!