son infilak bu
ilk gibi hazan
uzun ve yoksul ömür
kısa ve zengin ölümlü
ölüm...
bir sonu olacak bunun
ırak sahipsiz hiçbir ışığı kalmayacak öykümüzün
bütün gemiler bütün limanlarda demir atacaklar sonsuza
böyle eli kolu bağlı boyun eğmeden zamana
başlıyoruz işe
başlıyoruz içimizden bir dilek tutmaya
uzun çığlığını anladım
kış
kısa konuştum seninle
susarak uzun
işte ömrümün fırsatı
akşam bulutları çökerken
Son Kar Çılgınlığı
yanımda yoktun yürüyüşün vardı
yakınlığını aradığımca yaprakların boynu bükük
caddelerde kıpkırmızı göz uçlarımla bıraktığım
bıraktığım o yıllarımın buruk tortusu
I
şehla bir abartı değildin kollarımın arasında
tanrılar gökten inerdi bana kızdığın an
gül kadehli bir sarılmak bu
bir okulun cıvıl cıvıl dağılışı gibi
bulutlarım yine dölek durmuyor yüreğimde
oturup ağlaştığımız çağla ağacı anı defterim
hava hala kapalı patlamaya hazır günlerimde
tüm ayrılıklar benim der çeker giderim
arkama bakmadan yırtarım bendekilerini
I
kuşları yaralı bir ilkgençlik hevesinden
geriye kalandı ömür...
ağrısı mevsimlerle sürgit
ayrılığın saçlarindan masal ormanları yaratan
kaçık
sanki bu ilk defa
gündüz yaprağının güneşe susuşu
asla doğrusu olmayandır aşk
sen istesen de
uçar gider uçar grili bir mavi
hava kirli bir ikindiye esir
çocukluğu düşünmek kadar acı düşünmek aşkı da
yad ellerdedir kırmızı
ne kadar siyah varsa benim şimdi
soluk almaya vaktim olmazdı
göğün güzelliği izin vermezdi
kendime alıcı gözle bakmama
insan bir bakışla da olsa tutunmalı
soğuk akşamüstü yağmurlarının
inatçı hır gürüne...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.