kendimi nasıl kandırıyorum
bilmezlikten geliyorum
bedenimle savaştayken
özlüyorum sesini de
söylemekler fışkırıyor gözlerimin bulanıklığından
biyografik aşkım olsaydın keşke
Son Çiğ Damlası
yolları tutmuşsun gözlerinin kaçamaklarıyla
attığım her adımda çiğniyorum ezip geçiyorum
devamı yok devamsızlığımızın
olmaması gibi sonu gidişlerinin
bana bıraktığın gökyüzü sevdalı akşama
sıradışı ölümdür bir şaire yakışan
o sana bıraktığımdır sabahlı yerli yersiz
saklanarak şarkı söylemektir aşk bulutlara
nasıl eski bir demden düştüyse gölgemiz
ayaklarımız bundan öteye gitmedi
eski adlara bağlandı yalnızlığımız
yağmura çerçeve yaptık ya göz kapaklarımızı
gözyaşlarımız ayrılığa müzmin hapis...
biz mevsimleri ayraç yaparak her sevişimize
sıtması tuttu işte büyümemin büyümeyeceğim
küçüğümsün hala çünkü
ve ellerim kollarım bacaklarım
hayata bir başka detone
yalnızlık bir tek solfejim
gözlerimin bu bereketli parodisi
çoğalırken akşamın ağaçlarda uğultusu
portakal bahçelerinde düşürdüğüm hayalindeyim
uzun vakitlerin haylanmazı yakamdan düşmezim
çiçeklenmiş bakışlarında soluklandığım tek ormanım
ama kırık dökük yüreğimin kaybolan parçasında
kayırdığım anılarımda toprağın dalgın müstehcenliği
başak boylu samimiyetlerinde güz rehaveti kirpiklerinin
yollara gölgen düşmez denli yalnızlaştırırdın kabuslarımı
rüzgar dolu kovuklarla bir uğuldarken dudağımın sen soluğu
canımın çektiği yanlı musonlardı imkansız uzaklıklarda
sen hep şakacıktan sever ölümüne ayrılırdın
ayılamazdım o hummalı caddesizlikten
sonbahar biterdi
geride her şeyi kirleten piç bir zaman kalırdı
upuzak boğuk
tüm gitmelerimin karşılığı olarak gelir otururdu içime
herşeysin
sensin
sen herşeysin
alışkanlık gerisi
sen herşeyimsin
bakışların alışkın hayata
aksin soğuk sularda
göçmek istiyorum
gitmek değil
o hep imrenek izlediğim
sokağın ortasında




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.