kaybettim
yakınlığını geçtim
uzaklığını bile
kötü bir habere uyanmak gibi
bir hayatın tüm vurguları bakışların desem
inanır mısın
sır dolu bir öğle vaktinin kıyısından geçerdik
belki de hiçbir çocuğa ve çocukluğa özenmeden
gemiler uzaklardan el sallardı ama hayal değillerdi
bakış açımıza göre birbirimize sarılmış olmalıydık
kollarımız ne güne duruyordu omuzlarımız boynumuz...
kesik yaraları gibi çoğalır zamanla
izleri geçip dağılanın
adsız bir sararmışlıkla iner üşümek
eskiden kalan öğle sonlarının ağrısı
ve giden tanıdık yüzlerde başlar korku
yıpranmış elbiseler kadar bakılır yollara
bir çıldırma anında bakıştık
donakaldı yeryüzü
sevmek bizimle daha da güzelleşti
düşlerimizde balıklarımızı izledik
asi ve güncel yaşamak iyi geldi mutluluğumuza
tanımıyorum esişini şöyle bir
alev alev üstüme başıma çöküşünü
gökyüzü kederimin inceliğiyledir
anlar beni oracığa masum yıkışını
istanbulda susup seni bekledim
ağzının kıyısında tuttum kendimi
gülmen kalmak istedim soluğunda
fuların küpen rujun...yeryüzü meleğim
her parmağın ayrı bir bulut
yağmur olsun yüreğime ellerin
aklım seni daha büyük bir bereketle sevsin
kibrit kutusunda unutulmuş
barutu seni bekleyen son alev benim
vasati tek yalnızlığım da sensizlik
belki efkarlanır ince ince fikirlerine bir cigara yakarsın diye
yanmayı bekleyen son alev benim
bakışlarım tamamlar güzelliğini
yüzüne bakmazsam eksilir kalmazsın
hayalimle kapamasam eksiğini
yalan olup gideceğine ağlarsın
şimdi savur kekik kokan saçlarını
iyi akşamlar meleğimsin
ateşimin közü
acılarımın sonucu
sokaklar dolusu zenci gülüşü
ölüşümün
senin için bu kuşanmalarım
beni hiçbir yere götür
gereği yok yanlış yere vakitsiz fırtına koparmanın
artık şehirlerde katık değil yalnızlığıma
gözlerim fersiz bir deniz feneri
dudaklarımda sensizliğin yankısı
avuçlarımda çaresizlik mağrur bir ses gibi kırık




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.