suçlu akşamüstlerim vardı o zamanlar
uzak ağaçlarla oynardı yalnızlığım
gençliğim ölümlerle oyalanmaktan uzaktı
şimdi yangınlarım bile dar
hüznüme hayırsızım
sensizliği anlayamadan
kadehleri kırılmış ağaçların
bulutlar paramparçalıkta yüzsüzler
toprağın dudaklarına
hasta yataklarda iki satırsızız
vicdanın döl yatağında sahipsiz çocuklar
bütün çocukların yerine üşümek istiyorum
sana bakan ben degilim
gunbatimiyla hirpalanmis kis kirintilarindan geldim
usumek nedir bilirim
sana bakan cocuk yuregim
Ilkokul defterimin kenar kiskacindan
tutam tutam...
yalın harflerle yazıyorum dalgalı köpüklerini
hayat hiçbir zaman mükemmel değil ne de olsa
suçsuz kelebek kanadı tozu bile yokken evrende
yazarken bağışlıyorum yaş odun yanığı dumanı kokulu
çocukluğumda kirliydi kış pencereleri merdivenler
ayakkabılarımın içi çamurluydu hasır şapkamda ölü kuşlar
kaçamaklarımı kent anlıyordu
ala bir siyahlıktı bu nasılsa
damağımda gidişinin burukluğu
yalnızdım ağaçlar asla senleşmiyordu
Nisan akşamında ağlamış oluyordum
doğal ölmelere karnım toktu
suç sarmalında kınsız
ter bıkkını
buğusuz bir ilkyaz kokusundan kaçak
sakındığım gizlerim gidişim kendime
badem ağaçları kaldırımlara taşkınken
üstelik
zamana sürgün bir ağrıdan geldik
yeryüzü dudaklarımızın yankısıyla mahşerî
soğuk öğlen sonlarında uğurladığımız acıyı
yine boylu boyunca bulunca karşımızda
hayatlaştık...
ilk yaz ve sevda
hırpalandı tarihte
madrit'te bir faşistin
kurşunladığı gün umudu
gök gevşek bulutlarla delik deşik
dargın bakışlı kuşlar kaldı ağaçlarda
deniz sarıdan griye ağlamaklı
uzağa susuyorum
toprağın namusu olurum




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.