yakışıksızca aldandım susuşlarına
sözcüklerini bassam yaralarıma
öğrenirdim pişmanlığını aşkın
ama sadece gözlerimde oynaşırken
gülüşünün yakamozları...
yazın
kırgındı oda dışarısı kızgındı
ve beyaz bakılmayacak kadar pürüzsüzdü
gözyaşların kanat tozlarım gibiydi
aktıkça kuruturdu yüreğimi...
ilk akşam karanlığının
ilk karartısını
ilk ben gördüm
evlere girme saatinde
gündüzden kalma son sesi de
ben duydum
güvercin ölüleriyle dayandı kış
kar gözlerimde çığlıklarla birikti
ellerim utanç içinde kirli
yalnızlığıma ikircikli evler yokuşlarda
kucak kucağa ağaçları kıskanıyorum
düşlerimde bitirdiğim gülüşünün yerine
kahırsaldı sayıklamaların çığ aptallığı
kayan bir yankıydı içimde gidişin yarımlı
yeşiller küllü lacivertler siyah budalası
iliklendim göğün yalnız senin baktığın anına
gecenin profilinde iki ölü seyyah ayağa kalkacak
biri ben diğeri ben sandığın...
1.
Gülüşünü özlemekten yitti haziran
Düş kervanları yürüttüm odalarda
Yağmur yorgunu mevsimler gözlerimde
Bir Kadranlık Kısırdöngüde
bu bizim günümüz güneşimizdi
ayakkabılarımızı acemice bağlayıp
gerçekle düş içiçe ama hep aynı sokakta
korkaktık... zavallı
sokaklarımızda toz bulutu
ayaklarımız üşümekten mosmor
güzel olduğunu sana her şey uzaktı
arkadaş iklimlerimize
bizsiz güzellik kavaksız ırmaklar gibi...
çıksın yıldızlar ortaya
beni kendi halime bırak
hazanım senin biçiminde değil
keşkelerle yırttığım tüm sayfalarda
bir tek benim usul usul gençleşmem
çıksın yıldızlar ortaya
beni kendi halime bırak
hazanım senin biçiminde değil
keşkelerle yırttığım tüm sayfalarda
bir tek benim usul usul gençleşmem




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.