zaman ılık ılık salınır rüzgarda
en büyük acıdır kalmak kargaşada iki arada bir derede
ayaklarım suya erer yüzüme kapandığında kapılar
aşkın olmaz tersi düzü biçimi sınırı
mutluluk evrensel aptallıktır akışına kapıldıysa hayat
bilge dalgalarda boğulmak en içten ve ağlamaksız
I.
ağaçlara gerekçeli iğreti konar kuşlar
ellerim ceplerimde kırk yamalı bohça
anlatamazsın
bahara isyandır içimdeki kara trenlerin suskunluğu
yürekler telgraf tellerine özlemli kuşlarca kanadı kırık öykü çoğulluğu
gölgeli yeşil bir yaprağın yanıp ışıması zaman
bir an kendini bulduğun çocukluk uykusu
ayakların yorgun yürümekten şarkısızlığa
kıran yemiş bakışsızlığın bile karman çorman
aydınlık bir pencere karanlıkta düşünmek seni
çam ağacının şefkati
saçların gibi
uğurlu bir yanı olmalı
bu serinliğin
aramızdaki insanca tadı
yalnızca
kimim kimsem yok
uzak yoldan geldim
günbatımlarını düşünerek
ağladım için için
sakallarımda titrek bir yalnızlık
sapsarı kırlangıç uğultularıyla geldim
hiç düşünme güncel suçlarımı
endişelenme yağmuru severek
damla damla ağaran çile benim
yıllarımı sensiz sıkıntıya sokarak
an be an çoğalan sıla benim
sıra dağların tadısın çılgın sığmasız ele avuca
bir ruh ürpermesi şüpheli en çok masum
demediğim sözlerin mahkumu sen
işlemediğim günahların korkulu kabusu
incecik oyası bulutların yağmurlu
bir bozkır umudu yalnız bir gelincik
öyle bir zamanda gideceğim
sakın üzülme
korkma
öyle bir zamanda gideceğim ki
bütün gitmelerim yanağına yığılacak
aslında
Sessizliği önceden de biliyordum
Bana ders verir gibi susuyorsun da
Hızlı bulutlara yutturamazsın bunu mesela
Kapılar da sıkıntılılar bu durgun yaz
Sokaklar aynı pozda beklemekte iddialılar
Çocuk sesleri gelmiyor gündüz ıykularıma




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.