yağmurun dili sürçünce
yakalandim ya kirpiklerinin ucuna
herhangi bir balkonda herhangi bir bakmanı
borçlusun iç sızımın gitmek niyetine...
aklımdaki fotoğraf kesiğinden
öptüm gülüşünün içeriğini
yaz değdiğiydi ellerime
bahar bulaştıydı dudaklarıma
kıyılarında yürüdüydüm gönül ummanının
ayağım kaydıydı düştüydüydüm
engin yamaçlarından arzulu seslenişlerinin
daha yeni çekti ağlarını sudan balıkçı
sazlıklarda çocuklar kurbağa peşinde
hayat hep böyle kendi halinde diye düşünür
Sessizliği önceden de biliyordum
Bana ders verir gibi susuyorsun da
Hızlı bulutlara yutturamazsın bunu mesela
Kapılar da sıkıntılılar bu durgun yaz
Sokaklar aynı pozda beklemekte iddialılar
Çocuk sesleri gelmiyor gündüz uykularıma
sürgün verdim bir kere kış eviydi dünya
bütün zamanlar kar sessizliğinde bir ikindiydi
özleyince ayak uçlarımadek üşümem bundandı
ırmakları "ayrı" yazlarıma acımasız bulmam bundan
suları böyle gözüme soka soka akarak karışırken
güneş ışıklarına...
bakışını alma ikide bir
ömründen çiçeklerimin
soğuyorum yaşama
bir son şarkımız olmalı
en azından içime çekeceğim
bir seher ölümü kokusuna
türlü türlü hali var dünyanın
ben seni seçtim
bulutlara bakmaya yüksündüğüm zamanlarda bile
yüzümün her halinde sen varsın senin halin hallerin E
belki çocukluğumun siyah çekirdek ve şeker mutluluğu
gözlerimdeki gözlerinin kapkara tren vagonları
E bu salonda yok artık boşluğu bakıyor gözlerimin nihayetine
alev aldım saçlarının yalazından
biliyorum yakınmak anlamsız
nefesini tut huysuzum
ışığıma hayat verenim
E Çocukların Elleri Üşüyor
tutukluyum kenar semt kışlı
çocukların elleri üşüyor kırlangıç bakışlı
ayaklarınla yürümüyorsun sen ellerimsin
pişmanlığını anladım
tabi ki gözlerinin yan anlamlarını da dahil ederek
ardımdaki sözcüklerinin dipsiz kuyusuna
anladım pişmanlığını
hayalperest konuşkanlığımla yürümezdi
kısmak doğum çığlığını




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.