Alınmamış dara va mı?
Sarılmamış yara va mı?
‘Zam…’, ‘Zam…’ ama para va mı?
Va mı bunun başka yolu?
Ne yapmışız? Borç almışız,
Gülüm benim,
Gölüm benim,
Van Gölü ‘m! ..
Yine durgun musun hüzünlerimce,
Maviden yeşile dönen renklerinle yine sessiz misin,
Yine öpüp duruyor musun rıhtımın kıyılarını,
Öyle vermişim ki kalbimi sana,
Eriyip eriyip tükeniyorum.
Ne pembe umutlar verdin ki bana
Yıllardır hasrete direniyorum.
Baktığım her şeyde yalnız sen varsın,
Yine dağladılar yürek yaramı kızgın demirlerle,
Yine yükseldi dumanlarım bulutlarca,
Sızılarım yine işledi kemiklerime,
Üstüme yine çullandı karabasanlar,
Yine bir başıma kaldım devler karşısında,
Ne halimden anlar elkızı, ellerkızı, ne karasevdamdan,
Ben seni bir solmayan gül edinmiş
Takmışım yüreğimin yakasına,
Su verip beslemişim yüreğimin yangınıyla,
Canımı kanlar içinde bırakan dikenlerine aldırmamışım,
Gözlerim yaşlar içinde kalmış
Bir ömür boyu,
‘Kar mı yağdı, ne var? ’ ı kalmadı,
Gerçekten bembeyaz karlar yağdı şakaklarıma işte,
Düştüm sonbaharına bir yaşanmamış ömrün,
Sanki yalnız duygularım kalmış
Ayakta,
Sanki yalnız duygularımda
Sonbaharı çok severdin,
Sana kendi sonbaharımı sunuyorum kendi ellerimle,
Birkaç güne bile tahammülü kalmayan sonbaharımı;
Bilcümle yapraklarımı döktüm artık dallarımdan
Dallarımı varsın kırsın diye rüzgarlar,
Sonuncu sonbaharın yağmurlarına bıraktım
Balı arıya sorsunlar, acıları bana,
Saraylardan haberim yok, zindanları sorsunlar,
Yolu, yorgunluğu sorsunlar,
Ayrılığı, özlemi, çileleri ve garipliği sorsunlar,
Ben senin uğrunda düşmüşüm çıkmaz yollara,
Döner dururum bulunduğum yerde,
Ben yoksulum, öksüzüm,
Bir güneşsiz gündüdüm,
Cetvellerden dümdüzüm,
Bir sırlar meydanında.
Bedenler var, sanlar yok,
Geceler çok uzun, sabah çok uzak,
Uyuma erenler, sırdan konuşak.
Göz gözü görmeyen bir karanlıkta
Göğü kamaştıran nurdan konuşak.
Yaratan yaratmış sağlam yapıyı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!