Bu sabah güneş yine sensiz doğdu,
Yine sensiz vurdu pencereme, kapıma.
Ne çimenlerde o eski canlılık,
Ne çiçeklerde o eski heyecan,
Ne de yeni bir güne başladı benim için
Yaşam.
Neden bu üveyik sesleri yaralıyor beni,
Neden bu keman sesi gırtlağıma sürtünüyor
Do majörden,
Neden bu yozun kokularını salamıyorum ciğerlerimden,
Neden bu gemiler çekiyor arkalarından beni?
Bilemem.
Utanıyorum insanlardan
bir büyük karasevdaya düştüğüm için,
utanıyorum çaresizliğimden,
ne bir nasiplere açılıp bomboş dönen ellerimden,
çilelerimden,
sabaha hasret gecelerimden.
Dallarda yapraklar çiçek içinde,
Derelerde sular köpükleniyor.
Uslanmayan gönlüm senin peşinde,
Kopmuş yaprak gibi sürükleniyor.
Ne çiçek çaredir azaplarıma,
Unutmadığım ne var senin sesinden başka?
Her şey silinip gitmiş, sesin kulaklarımda.
Yanımda olup görsen, gelip dinlesen keşke,
Bitmeyen feryat olmuş şarkın dudaklarımda.
Sen şarkı söyledikçe su öperdi kumsalı,
Unutmadığım ne var senin sesinden başka?
Her şey silinip gitmiş, sesin kulaklarımda.
Yanımda olup görsen, gelip dinlesen keşke,
Bitmeyen feryat olmuş şarkın dudaklarımda.
Sen şarkı söyledikçe su öperdi kumsalı,
İnce, uzun bir yolda değilim,
Gitmiyorum gündüz-gece,
Eskimiş bir tahta köprünün tam ortasındayım.
Geriye gidemem, menzil uzun,
Gözüm kesmez.
İleriye gidemem, yolum tükenir.
Sakın hiç kimseyi hafife alma;
Ummadığın taşlar ne başlar yarar.
Batacak sandalı ummana salma;
Ummadığın taşlar ne başlar yarar.
Kola her takılan kolçak değildir,
Çiçeklerimin rengi kalmamış,
Ballarımın, kaymaklarımın tadı,
Bulutlarımdaki güzellik
Ve güneşlerimin o eski yaldızı,
Mevsimlerimin ne kışları eskisi gibi,
Ne yazı.
Gel bugün bir yana bırakalım Kerem ‘le Aslı ‘yı,
ateşle, dumanla, külle uğraşmayalım,
serpelim sevimsiz ayrılıkları dağa, bayıra,
kucaklaşalım.
Sevdiler, sevildiler dedirtelim
eloğullarına, elkızlarına.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!