İsmet Barlıoğlu Şiirleri - Şair İsmet Ba ...

İsmet Barlıoğlu

İlk Selam

Şebinkarahisar.
Geçmiş yıllarda Giresun ilçesinin iliyken, sonraları Giresun ilinin ilçesi haline getirilen bir yerleşim birimiydi.
Bu topraklarda bir zamanlar Azzi ‘ler yaşadıkları için Hitit ‘ler buraya “Azzi Ülkesi” adını vermişlerdi. İsa ‘dan önceki 13. yüzyılda aynı topraklar Müşki ‘lerin eline geçmişti. Frigya Krallığı ‘na bağlı olan Müşki Ulusu İsa ‘dan önceki 7. yüzyılda, Kimmer ‘lerler İskit ‘lerin akınları sonucu ortadan kaldırıldı. Yöreye yerleşmiş Milet ‘liler buralarda bazı ticaret kolonileri kurdular. Fakat toprakları, İsa ‘dan önceki 6. yüzyılda Pers ‘lerin, daha sonra da Makedonya Krallığı ‘nın egemenliği altına girmek zorunda kaldı. İsa ‘dan önceki 3. yüzyılda burayı, Pontos Krallığı ele geçirdi. Bu krallığın egemenliği İsa ‘dan önceki 1. yüzyılda sona erdi ve yerini Roma İmparatorluğu ‘nun emrine bıraktı. Bizans döneminde İstanbul yani o çaplardaki adıyla Konstantinapolis Latin ‘lerce ele geçirilince Trabzon ‘a kaçan Kommenos Hanedanı burada yeni bir devlet kurdu. Zaman içinde Cenevizli ‘lerin akınına uğrayan yöre, 14. yüzyılda Hacıemiroğulları ‘nın buyruğu altına girdi. Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında bu toprakları Osmanlı topraklarına kattı. Aynı yöre 19. yüzyıl sonlarında, Sivas Eyaleti ‘ne baplı bir sancak haline getirildi ve Giresun da Trabzon Eyaleti ‘nin merkez sancağı oldu.
İlçe, göklere yükselen iki kale arasında kurulmuştu. Bunlardan ilki; görkemini hâlâ koruyan bir kale olup yüksek ve sağlam surlarla çevrilmişti. İçkaleye birbirinden dik yokuşlardan tırmanılarak ve büyük, çift kanatlı demir bir kapıdan geçilerek girilmekteydi. İçkalede birçok dehliz, sarnıç ve gözetleme odası vardı. “Öksürük Kalesi” adı verilen ikinci kale, gerçek bir kale biçiminde olmayıp doğal bir kayalıktan ibaretti. İlk kalenin eteklerine serpilmiş olan evler, sokaklar, caddeler ve çarşılar, büyük bir düzlüğü aşa aşa ve tepelerden geçe geçe bu ikinci kaleye kadar uzanmaktaydı.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Islanan gözlerin sisler içinde,
Yeşil zümrütleri andırmaktadır.
Ürperen gönlümü büyüleyerek
Rengarenk düşlere daldırmaktadır.

Taze çimenlere yağmur yağar ya,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Hiçbir baltaya sap olamadıysam da ömrümde
hiç olmazsa sap olabildim bir karasevdaya.
Bu da bir buluntudur,
bu da bir nasiptir,
yüreği böğründe boş gezmektense.
Peki nedir evrende en güzel şey

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Benim işim yücelerden yüceyle,
Fikirsizle, barbarlarla işim yok.
Ben sır için yola çıktım geceyle,
Baş kesecek serdarlarla işim yok.

Bir çobanım engin derya peşinde,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İlk Sarsılış

Hikmet Çocuk arkadaşlarıyla birlikte yine oradaydı.
Buranın bir çiftlik işletme müdürlüğü olduğunu ana kapıdaki yazıdan öğrenmiş olduğu halde, nasıl bir yer olduğu konusunda tek bilgisi yoktu. “İşletme” nin anlamını bilmiyor, “Müdürlük” ü ise bir tür başöğretmenlik sanıyordu.
İşletme, Ermeni maşatlığının arkasından başlayıp dağların yamaçlarında son buluyordu. Çevre duvarları arasında ana yapı, yatakhane, yemekhane, çayhane, ekim alanları ile büyükçe bir başka alan ve alanın ortasında da bir pınar vardı.
Pınarın çevresi bir dinlenme yerini andırmaktaydı. Pınarla önündeki üç uzun yalağı yosunlu kaba ağaçlardan yapılmışlardı. Yanında-yöresinde ağaçtan kesme sıralar, ağaçtan kesilme masalar göze çarpmaktaydı. Beyazdan pembeye çiçekli dallarla kuşatılmış olan pınar, cennetten bir köşe gibiydi.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İlk Sinema

- Aman Hüseyin Bey, bacak kadar çocuk ne bilsin sinemaya gitmeyi? Daha ben bile bilmiyorum sinemanın ne olduğunu.
- Sen bilemezsin; eskisin. O bilir; yenidir.
- Aman iyi iyi. Daha artık sinema her ne ise.
Baba Hikmet Çocuk ‘un üstüne yukarıdan aşağı eğildi. Çarşıyı biliyorsun; her gün gittiğin yer. Evimizin önündeki yokuşu ineceksin, Cumhuriyet Alanı ‘nı geçeceksin. Bankanın ve İstiklâl İlkokulu ‘nun önünden Postahane ‘ye yukarı. İşte çarşı. Sonra pazaryeri. Halkevi eczahanesinin üstünde. Eczane ilaç satılan yer. Bu ortası delikli sarı kâğıdın adı “Bilet” tir. Merdiveni çıkacaksın, bu bileti kapıdaki adama vereceksin. O yarısını koparıp alacak ve yarısını sana verecek. O zaman içeri girip boş bir iskemleye oturacaksın. Sonrası artık kendiliğinden gelecek. Şu kırtışlı bir kuruşla da cebine kırık leblebi doldurdunmu beyle bacanaksın. Haydi bakalım, sana güveniyorum.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Ben hala hayalinle ve sen hala uzaklarda.
Bana böyle mi gelecektin?
Böyle mi bekletmeyecektin beni?
Sen günün, ayın, yılın ne demek olduğunu
Ve bir yılda kaç ay olduğunu
Biliyor musun acaba, anam-babam?

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İnan ki bıkmadım sana yanmaktan,
Uğrunda taş olup ufalanmaktan,
Zira biliyorum; bir gün uzaktan
Sen bana selamlar göndereceksin.

Köprüdür ki kurdum azgın sulara,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Çok mutluyum bu sabah; çünkü sana rastladım,
Nice yıldan bu yana ilk defa rahatladım,
Kurtuldum çilelerden ben sanki adım adım,
İnan ki bu dünyaya yeni gelmiş gibiyim.

Sonbahar rüzgarında saçların uçuyordu,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

İnanmam rüzgara; yalan söylüyor,
Sen bana hiç selam göndermezsin ki.
Sevda nasıl şeydir bilen biliyor,
Ömrünce uğraşsan bilemezsin ki.

Varlığım, yokluğum sana önemsiz,

Devamını Oku