İlk İstiklâl Marşı
Bahar Hikmet Çocuk ‘u büyülemişti.
İlçede biri “İstiklâl”, obiri “İnkılâb” adında iki ilkokul vardı ve o, “İnkılâb” İlkokulu ‘nun birinci sınıfında okumaktaydı.
Başında, çevresi tek sırmalı siyah bir kep taşıyordu. Parlak siyah renkli pantolonunun paçaları çıplak dizlerinin üstündeydi. Sırtında parlak siyah bir önlük ve boynunda bembeyaz bir yakalık mevcuttu. Ayaklarına yeni alınmış olan beyaz yazlıklarını giymişti.
Ruhu, süt rengi çiçekler arasında cıvıldayarak kanat çırpan kuşlar gibiydi. İnmek, ayaklarını toprağa basmak bilmiyor, sürekli olarak uçuyor, uçuyor, uçuyordu. Evden okula gitmek için çıktığı halde, okula gitmesi gerektiğini bile unutmuştu. İki yandan yapılarla çevrilmiş olan toprak yolda, karşılaştığı her şeye bakıyor, baktığını-gördüğünü yercesine, içercesine, solurcasına içine sindirmeye çalışıyordu.
İlk Selam
Şebinkarahisar.
Geçmiş yıllarda Giresun ilçesinin iliyken, sonraları Giresun ilinin ilçesi haline getirilen bir yerleşim birimiydi.
Bu topraklarda bir zamanlar Azzi ‘ler yaşadıkları için Hitit ‘ler buraya “Azzi Ülkesi” adını vermişlerdi. İsa ‘dan önceki 13. yüzyılda aynı topraklar Müşki ‘lerin eline geçmişti. Frigya Krallığı ‘na bağlı olan Müşki Ulusu İsa ‘dan önceki 7. yüzyılda, Kimmer ‘lerler İskit ‘lerin akınları sonucu ortadan kaldırıldı. Yöreye yerleşmiş Milet ‘liler buralarda bazı ticaret kolonileri kurdular. Fakat toprakları, İsa ‘dan önceki 6. yüzyılda Pers ‘lerin, daha sonra da Makedonya Krallığı ‘nın egemenliği altına girmek zorunda kaldı. İsa ‘dan önceki 3. yüzyılda burayı, Pontos Krallığı ele geçirdi. Bu krallığın egemenliği İsa ‘dan önceki 1. yüzyılda sona erdi ve yerini Roma İmparatorluğu ‘nun emrine bıraktı. Bizans döneminde İstanbul yani o çaplardaki adıyla Konstantinapolis Latin ‘lerce ele geçirilince Trabzon ‘a kaçan Kommenos Hanedanı burada yeni bir devlet kurdu. Zaman içinde Cenevizli ‘lerin akınına uğrayan yöre, 14. yüzyılda Hacıemiroğulları ‘nın buyruğu altına girdi. Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında bu toprakları Osmanlı topraklarına kattı. Aynı yöre 19. yüzyıl sonlarında, Sivas Eyaleti ‘ne baplı bir sancak haline getirildi ve Giresun da Trabzon Eyaleti ‘nin merkez sancağı oldu.
İlçe, göklere yükselen iki kale arasında kurulmuştu. Bunlardan ilki; görkemini hâlâ koruyan bir kale olup yüksek ve sağlam surlarla çevrilmişti. İçkaleye birbirinden dik yokuşlardan tırmanılarak ve büyük, çift kanatlı demir bir kapıdan geçilerek girilmekteydi. İçkalede birçok dehliz, sarnıç ve gözetleme odası vardı. “Öksürük Kalesi” adı verilen ikinci kale, gerçek bir kale biçiminde olmayıp doğal bir kayalıktan ibaretti. İlk kalenin eteklerine serpilmiş olan evler, sokaklar, caddeler ve çarşılar, büyük bir düzlüğü aşa aşa ve tepelerden geçe geçe bu ikinci kaleye kadar uzanmaktaydı.
İnan ki bıkmadım sana yanmaktan,
Uğrunda taş olup ufalanmaktan,
Zira biliyorum; bir gün uzaktan
Sen bana selamlar göndereceksin.
Köprüdür ki kurdum azgın sulara,
Çok mutluyum bu sabah; çünkü sana rastladım,
Nice yıldan bu yana ilk defa rahatladım,
Kurtuldum çilelerden ben sanki adım adım,
İnan ki bu dünyaya yeni gelmiş gibiyim.
Sonbahar rüzgarında saçların uçuyordu,
İnanmam rüzgara; yalan söylüyor,
Sen bana hiç selam göndermezsin ki.
Sevda nasıl şeydir bilen biliyor,
Ömrünce uğraşsan bilemezsin ki.
Varlığım, yokluğum sana önemsiz,
İşte bu gördüğün avuçlarımda
Çırpınan kalbimdir, aldanmıyorsun.
Adın yemin oldu dudaklarımda,
Islandı gözlerim, inanmıyorsun.
Dilimde adından ne türküler var,
Duyduğun şarkı değil,
İniltisi kalbimin.
Korktuğum korku değil,
İniltisi kalbimin.
Bitmiyor, duramıyor,
Nuh diyorsun, peygamber demiyorsun.
Nuh nicelerini kurtardı bir büyük tufandan,
Sen bir beni boğdun tufanlarına,
Güvercinler salıverdim sulara bir ömür boyu,
Bir tek güvercinim dönemedi senden bana doğru
Ağzında bir tek küçücük zeytin dalıyla
Söyler misin ne aradığını, anam-babam
Akıp giden suların ak köpüklerinde?
Ne arıyorsun filizlerinde körpe fidanların,
Suda parıldayan güneş ışıklarında,
Yapraklarla süslenmiş tahta köprülerde
Ve kaypak oluklarında somaki mermer pınarların?
Kalbim perperişan, gözlerim yorgun,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Çilelerden yana kalmadı korkum,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Tek bir bulut görsem sensin diyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!