Pembe yanakların ıslandı yine,
Güzel gözlerdeki yaşlara yazık.
Ne ağla, kederlen, ne üzül, inle,
Boş yere çatılan kaşlara yazık.
Geçen tek günüm yok seni anmadan,
Kırpma gözlerini üstüste yine,
Güzel gözlerinde utanmalar var.
İmrenir ağzının güller rengine,
Körpe dudağında ne yanmalar var.
Saçların güneştir karageceye,
Kulağım çınladı, gözüm seğirdi,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Saksağan camlara gelip bağırdı,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Rüyamda bir ırmak gördüm, akıyor,
Bu yağan yağmur değil, sen olmalısın,
Zira; yağmur suyunda gözyaşının tuzu olmaz,
Tuz tuz oladu tuzlarım,
Yaş yaş oldu gözyaşlarım,
Hep böyle yağmurlar altında mı geçecekti
Yıllarım?
Yine atlas oldu masmavi deniz,
Yine taştan heykel beyaz martılar.
Sevgimi yolladım onlarla sana,
Ne zarfa koydular, ne pulladılar.
Canlıydı bu deniz sen burada iken,
Yoksul gönlüm kışın hüküm sürdüğü bir ülke,
beyaz karlarında çilelerimin ayak izleri,
hüzünlerimin
ve kederimin.
Çam dallarında bembeyaz karlara bürünmüş hayalin,
sanki telli-duvaklı
Ne desem bilmiyorum bana bu kaderi yazan kaleme,
Beni sana bir ömür hasret bırakan kaleme ne desem?
Başım alınyazımdan yana perişan,
Yüreğim dargın yıllar yılı alınyazıma,
Ne gökler bir tek gün kulak verdi,
Ne yerler bir kere aldırış etti
Yine estin başımda kavakyelim,
Yine sızladın yüreğim, derinimde,
Yine gözümde yarimleştin düşüncem,
Ben bu gecemi nasıl geçireceğim burnum sızlayarak,
Gözlerim yaşlar içinde, nasıl geçireceğim
Böyle bir başıma dört duvar arasında?
Bırak saçlarını, savrulup gitsin
Sırma teller gibi fırtınalarda.
Elele, başbaşa, gönül gönüle
Gidip arayalım binbir baharda.
Ardından bir tatlı ağıt yakalım,
Her akşam
Yosun kokulu denizde ıslatıyorum saçlarını,
Gurubun renkleriyle tarıyorum,
Çam kokuları serpiyorum tellerine,
Yıkıyorum yüzünü rengarenk gece ışıklarıyla,
Mehtaplı harmanilere sarıyorum körpe bedenini,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!