Bastığın yerlere kurban olayım,
O güzel yüzünü görsem suç mudur?
Bırak dertlerine derman olayım,
Yüzümü yüzüne sürsem suç mudur?
Sen güldüğün zaman güler çiçekler,
Taş doğursaydı anam, beni doğuracağına;
Ben yine seni bilir, seni severdim,
Dayanırdım kahrına taş gibi, anam-babam,
Uğrunda taş taş olurdum,
Aldırış bile etmezdim attığın taşlara,
Varsın bedenim virane olsun,
Sana yakışmayan tek şey ızdırap,
Muzdarip olunca çok soluyorsun.
Betin-benzin uçuk, gözlerin harap,
Sinip sığınacak yer arıyorsun.
Ne gül umurunda ne de karanfil,
Karasevdaya tek başına düşülür anam babam,
Tıpkı son bir adımını bir karanlık uçuruma atmışsın gibi,
Yoluna bir okyanus çıkmışcasına, bir bilmediğin yerde,
Tıpkı idam sehpasına gider gibi tek başına,
Tıpkı çarmıhlara gerilircesine,
Karasevdaya tek başına düşülür anam babam,
Hasret ettin uykulara,
Hasret ettin aşa beni.
Çektiğimi bilmek için
Tek bir kere yaşa beni.
Saçlarını sevdim diye,
Senden öte ne amacım var
Bu dünyada,
Senden öte ne derdim?
Ekmekse; yiyecek bir dilim ekmeğim var,
İçecekse; bir kaşık ayran aşım,
Senden gayrı her şeyde dertsiz başım,
Dokun parmaklarınla usta bir ozan gibi
Yanan gönlümün tellerine,
Vur vurabildiğince, acıma ellerine,
Oradadır senin aradığın o yanık türkü,
Sen çalmana bak, yüreğim söylesin,
Çevresini bir karabulut gibi
Bu akşam kapıyı çaldı birisi
Ne gözü doymayan inekler varmış.
Açtım ki; bir garip, bir genç irisi,
Ne gözü doymayan inekler varmış.
Tanrı misafiri reddedilir mi?
Bu gece seni dinledim sabahlara kadar
Bir yaşlı havuzun mermer fıskiyesinde,
Testekerlek bir ay altında.
Sular seni anlattı durdu,
Duru sular, körpe sular, kibar sular.
Yormadan, üzmeden anlatan
Sen benim yeni sevdalandığım değilsin;
Yaratılış ‘ta sevdalandığım sensin, sen,
Tanrı önce beni yaratmıştı yerin çamurundan,
Sonra beklemişti biraz kurumamı
Burnuma kendi ruhundan üfleyene dek,
Sabırsızlığımı hoş görüp izin verdi canlanmama




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!