Dışım elleri yakıyor, içim beni,
Çünkü içime akıtıyorum gözyaşlarımı.
Kan kussam;
Kızılcık şerbeti içtim diyorum,
Dıştan gülüyor, içten inliyorum,
Eller sanır ki; beklediğim çıkagelmiş,
Benim kadar yanmadın,
Yine de bırakmadın,
Sağol, uzaklaşmadın,
Eh eh eh eh, eh eh eh,
Neden bu direnişler?
Sararıp solmuş,
bir ömür boyu yorulmuş
ve sonra ıslak toprağa düşmüş
yapraklardaki hüznü bilir misin?
Bana benim umutsuz aşkımı anımsatır,
kalbimde açtığın yarayı sızlatır,
Sonbahardan eserdir sanarak çiğneme yaprakları,
Onlar gençliğimden artakalanlar,
Birer yaprak gibi kopup düşenler, dallarımdan,
Çilelerimden, elemlerimden, sevdamdan.
Çiğneme; onlar gözyaşlarım,
Çektiklerim,
Utanma; güzellik kusur değil ki,
kusur değil ki insanın ceylandan güzel olması,
kapkara kirpiklerin bir nazlı kırpılması,
pırıltılar dolaşması o nazlı gözlerde,
uçuşması rüzgarda sapsarı saçların,
denizden yeni çıkmış sedefi andırması ellerin,
Mazi falan özlemem;
Yaşadım gençliğimi.
Kedere boyun eğmem;
Yaşadım gençliğimi.
Günlerim gün gibiydi,
Ey yaşam…
Niye böylesine kutsalsın?
Neden hiçbir şeyde yok sendeki lezzet?
Ne balda, ne kaymakta,
Bazen bir küçücük gülücük olup
Kalmana karşın
Delice korkuyorum bir gün gidersin diye,
Beni böyle bırakıp bir başıma burada.
Geçmekten korkuyorum bu andan ileriye,
Yaşamak istiyorum seninle bir arada.
Hiçbir şey yok gözümde, ne maddi, ne manevi,
Çoluk-çocuk hep borçluyuz,
Yaşamak mı lan bu, Emmi?
Suçlulardan da suçluyuz,
Yaşamak mı lan bu, Emmi?
Para alır, gün sayarız,
Sevilmemek ne zormuş sevilen tarafından,
Yüreği hor görülmüş, tutup atılmış gibi.
İnsan utanır durur kendi itirafından
Sanki artık gönlüne olanlar olmuş gibi.
Ne gecede tad kalır, ne de günlerde lezzet,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!