Saba makamından okunan ezan
Yayıldı uyuyan aziz toprağa.
Bir Davudi ses ki; nasıl muazzam,
İşledi renk gibi dala, yaprağa.
Sandım okşanıyor ruhum, bedenim,
Yüreğimde çöreklenmişsin anam-babam
Ağusunu kanıma karıştıran bir mercanyılanı gibi,
Bu denize bu yağmurlar böyle yağdıkça,
Bakışlarımı böyle çevirip geçmişe baktıkça.
Senin saçlarını bu ay, o eski ay mıdır,
Bilemiyorum.
Fazla zalim olma; günahtır bana,
Ruhumdan, kalbimden, gözümden oldum.
Bir sözüm kalmıştı, verdim de sana
En kutsal saydığım sözümden oldum.
Hep kırdın, incittin, hergün inlettin,
Hele mene bah, mene,
Neçe güne galmışam.
Bahalığın derdinden
Fener kimi yanmışam.
Ete bahsam; et zalım,
Sen benim dünümdesin, anam-babam,
Dünüm benim her günümde bugünüm,
Yarını olmayan yollara düşmüşüm bugünümde,
Bugünler içinde seni arıyorum bugün bugün,
Gün gün,
Sata saat,
Farzet ki gözlerin değil kapkara,
Sen benim gözümle seni görsene.
Gönlüm meydan okur ayrılıklara,
Sen benim gözümle seni görsene.
Olmasın kalbinin farzet kararı,
Sen çimen üstünde bir çiğ damlası,
Ben çiğle çimenin yorgun hastası,
Gülüşün kalbimin tek sadakası,
Ömrümce dilensem doyar mıyım ki?
Sen durgun denizde bir altın mehtap,
Bir bayram sabahını nasıl beklerse insan;
Ben seni işte öyle bekliyorum yıllardır.
İsyan ettim kadere, ne kül kaldı ne duman,
Senden geriye kalan bir tatlı hatıradır.
Umutlarım kırıldı, yaman un-ufak oldu,
Kanadı kırılan yorgun kuş gibi,
Bir ömür boyudur yorulmuş gibi,
Zamanı bir yerde durdurmuş gibi
Ben kendi kendimle savaşlardayım.
Ne gönlüm kurtulur hayallerinden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!