📖 KIVI 1–5: “Sağırlı’da Başlayan Sessizlik”
1️⃣ Sağırlı Köyü sabaha ezanla değil— Fadime’nin iç çekişiyle uyanır. Gözleriyle duvara değil, kendine yaslanır kadınlar.
2️⃣ Fadime’nin saçı, annesinin eliyle değil— rıza dışı kurulan kaderin örgüsüyle örülür. Her tel, bir susuş uzunluğundadır.
3️⃣ Çeşmeden dönen testide su değil— sabır taşar. Ama kimse kırmaz testiyi, çünkü sesi duymak istemez kimse.
4️⃣ Dayılar karar alır: “Verilecek.” Kimse “Kime?” diye sormaz— çünkü soru, köyde ayıptır.
5️⃣ Fadime, karar verilen sofrada bir tek lokma almaz. Ama o an bir roman yutulur: acıyla, sessizce, tek nefeste.
on Destanı – Sayfa 1 (Detaylı Kurgu) // “Köyün Donu”
Fadime, kırmızı dantelli donunu dut dalına asarken, içinden bir türkü mırıldanıyordu. Rüzgâr, o türküyü değil—donu kaptı götürdü. Don, havada süzülerek köy meydanına indi. Tam o sırada, pazara giden kadınlar sepetlerini taşırken, Kahvenin önünden geçiyorlardı.
Üsülü Emmi, donu havada görür görmez, “Bu neyin nesi?” diyerek yakaladı. Kahvedeki erkekler bir anda ayağa fırladı. Kimisi kokladı, Kimisi “bu bizim Hatçe’nin mi?” dedi, Kimisi “yok yok, bu Fadime’ninki!” diye bağırdı. Don elden ele dolaştı. Bir anda köyde bayrak yarışı gibi bir koşu başladı. Her erkek, donun sahibini bulmak için değil—donun kendisini sahiplenmek için koşuyordu.
Kadınlar, bu manzarayı uzaktan izliyordu. Kimisi utanarak başını eğdi, Kimisi “yine Fadime’nin başı derde girdi” dedi. Ama Fadime ortada yoktu. O, evdeydi. Beyinin gömleğini ütülüyordu. Donun kaybolduğundan haberi bile yoktu.
Muhtar, çeşmenin başında hepsini kıstırdı. “Yetti gari!” dedi. “Bu donu herkes kokladı, herkes koştu. Bu don artık bireyin değil—köyün namusudur! Ben bunu demirbaş listesine alıyorum!”
Fadiminin düdük sesisi ile maç başladı Abdullah sesi ile ilk şutu fadimenin göğsüne çekti Fadime göğsü ile topu yumşattı göğsünde yumşattı göğsünde sektirdi göğüs göbek galça göbek üç tur attırdı alt dudakla pası hasana attı hasanın ssi kırıldı Fadime koştu suni tenefüs yapatı p y ipe yağı ile ovdu Hüseyin hasan sinsi sedyte yaptı abtullahı same hastanesine taşıdı hemşire settoskopla s ye iyice baktı dedi kırık yok incinme var skıremi ile okşarsak kendine gelir elini s kabanozuna götürdü kavonuz boştu hemen Fadime bir avuç s kıremi verdi odayı bir koku sardı hemşirenin elinden kıremi kaptı koridora kostü başladı syine sürmeye koridoru koku kapladı bütün personel koridora toplandı bizde isteriz bizde isteriz doktor bahçeye koştu. Personel iş bıraktı eylem yatışmadı devreye Ankara girdi fadiimeyi ikna edemediler fadimeyi baş hekim yaptılar Fadime ilk s krmini makam koltuğunda üretti ilk kullanıcı başhekim yardımcı Fadime yeni yönetmelik hazırladı kıremin patentini seam hastanesi adına aldı
Mad.1
Bütün personel molada s kıremimi üretecek
2 kırem şişelenip eve götürülmeyecek
3- hasta s kıremi ile tedavi edilecek
EMEKLİLİK NEYİME
yorgun düşlerin amelesiyim
ne EYT bariyeri ne polis copu
……….ne emeklilik ne ikramiye
ENİNE BOYUNA HAKİKAT
Yaklaşan seçimler siyasilerden çok araştırma şirketlerini yarışa sürüklemişti. Rakamlar yarışıyordu "%1’ler "%’2’lerle. Aynı araştırma şirketinin anket sonucu bir öncekinin ya "%1, "%2 altı ya "%1, "%2 üstü..
"%1, "%2’ler aynı zamanda araştırma şirketlerinin iş yapmış olma göstergesii idi. Aynı zamanda savunma silahı. Söylemleri tutmadığı zaman da "%1, "%2 ‘’ Yanılma payımız.’’ Hiç yalan söyleyen yoktu içinde.
ERMENEK’İ TURLAYACAKSAN
Ermenek’e,
Bağbozumunda geleceğin gardaş
Dağ taş, ot böcek olur sırdaş
Baktın yerde kurulmuş sofra
ERMENEK TÜRKÜSÜ
*****
Bana bir Ermenek türküsü söyle gardaş
………………….Coşsun aksın derelerinde sular
…………………………………………..Fidelensin garıklar
……………………………………………..Yakın olsun ıraklar
NE MUTLU TÜRK GENÇLİĞİ’NE
Aylardan Mart, soğuk demire işleyen cinsten…. Toprak hendek hendek oyuk. Her toprak parçası bir cephe. Eli silah tutan koşuyor cepheye, adı Mehmet, daha adı konulmamış nicesi.. Silah bulan silahıyla, bulamayan, taş sopasıyla..Kiminin ayağında çarık, kimi yalın ayak…
Hava soğuk mu soğuk. Mehmetçik uykusuz, Mehmetçik tir tir titriyor… Titrek el tetikte. Seriliyor her teltikte düşman yere. Düşüyor arkaya yorgunluktan bir asker geri, adı şehit. Anbean kurşun, dağılıyor beden; kol bacak, adı şehit. Doluyor her oyuk, doluyor taşıyor. Kan kusuyor toprak. Toprak. Toprak… Sarıyor bağrına şehidimizi, düşmanımızı koyun koyuna.
Kan kokusu sarıyor şafağın kızılını. Oluk oluk kan yıkıyor şehit bedenini. Sel sel dökülen gözyaşları…
ESKİYEN DEĞERLER
Eskidenmiş
At binenin, kılıç kuşananın
At parası olanın, iş dayısı olanın
Koltuk ağzı laf yapanın, göz boyayanın
DÜZZEN BOZULDU
.
Dilencinin işleri kesat
Kasabın elinde kaldı masat
Kapkaççı göz açmaya bulamadı fırsat
………………………………Düzen bozuldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!