ölüm 46: Muhtarın Yeni Kararı – Donun Yanına Tarhana, Tarhananın Yanına Ayakkabı
Köy meclisi o sabah olağanüstü toplandı. Muhtar defteri açtı, gözlüğünü taktı, ve dedi ki:
“Artık bu köyün müzesi sadece eşya değil, bir halkın alnına yazılmış cümleleri saklıyor. O yüzden yeni kararlar alınacak.”
ölüm 47: Çocukların İlk Sorusu – “Bu Don Neden Burada?”
Müzenin açıldığı gün, okuldan bir grup çocuk geldi. Ellerinde defter, gözlerinde merak. Ama hepsinin dilinde tek bir soru vardı:
“Bu don neden burada?”
Köygerçeği / Bölüm 2: Çeşme Başı Sessizliği
Çeşme başıydı günün nabzı. Gündüzleri kadınların sessizce su doldurduğu, akşamları gençlerin utangaç bakışlarla buluştuğu yer. Bak, su sesi bile konuşmazdı burada — sadece akar, sır taşırdı.
Geysilikte rüzgâr bile nazlı eserdi. Her esinti, birinin saçından kopmuş bir tutam özlemi taşırdı. Kuşlar bile fazla ötmezdi; çünkü doğa, burada konuşmayı değil dinlemeyi öğretirdi.
üm 48: Donun Gölgesinde Büyüyen Kız – İlk Regl, İlk Direniş
Müzenin cam vitrininde, Fadime’nin donu hâlâ asılıydı. Ama o gün, bir kız çocuğu ilk kez kendini o donun içinde hayal etti.
Adı Elif’ti. On iki yaşındaydı. Ve o sabah, çamaşır ipine astığı ilk kanlı iç çamaşırını gizlemedi. Çünkü annesi ona şöyle demişti:
ölüm 49: Donun Altında Büyüyen Ağaç – Ağaçsız Yaylada Filizlenen Kızlık
Yaylada ağaç yoktu. Ama o yaz, bir kız çocuğu gölgeye ihtiyaç duymadan büyüdü.
Elif’ti adı. İlk reglini olmuş, donun önünde durmuş, ve içinden geçenleri deftere yazmıştı. Ama o gün, sadece bedeni değil—kökleri de filizlenmişti.
📖 Bölüm 50: Don Ağacının Altında – Kadınlar Toplanıyor, Taşlar Konuşuyor
O yaz, köyde ilk kez bir ağaç gölge değil, söz verdi. Don Ağacı’nın altında kadınlar toplandı. Her biri elinde bir taş, üzerine bir kelime yazmış: “Direndim.” “Büyüdüm.” “Unutmadım.”
Sekili Nine bastonuyla geldi. Fadime, başında yazmasıyla. Elif, alnında ilk teriyle. Ve hepsi, bir donun gölgesinde, bir ağacın dibinde, bir halkın hafızasında buluştu.
Bölüm 51: Kadının Elli Yerde Elli Hâli – Bağdan Çurfalığa, Gövdeden Gövdeye
Kadın bir yerde değildi. Kadın her yerdeydi. Bağda üzümün gölgesinde, ocak başında közün sabrında, davarın ardında tozla yarışta, yatakta suskunlukla, çeşmede suyun sabrıyla, değirmende unun hafızasında…
Ve çurfalıkta— çamaşırın değil, kaderin yıkandığı yerde.
📖 Bölüm 52: Çurfalıkta Kuruyan Dua – Kadının Göt Yıkarken Yazdığı Destan
Kadın bulundu mu, s edilmez—susulur. Çünkü onun varlığı, bir eylem değil, bir evrenin kendiliğidir.
Çurfalıkta sabah erken. Su buz gibi. Ama çocuk uyanmış, götü çamur içinde. Kadın eğilir. Elinde tas, dizinde sabır, gözünde gökyüzü.
Bölüm 53: Havar Suyu Nöbeti – Taşın Çatlağından Sızan Kadınlık
Yaylada su, musluktan değil—taşın sabrından akar. Ve o sabır, her gece bir kadının gözünde nöbet tutar.
Havar suyu, damla damla gelir. Ama kadın, o damlayı beklerken zamanla konuşur.
Bölüm 54: Toprak Damda Kuruyan Gölge – Kadının Göğe Serdiği Sessizlik
Yaylada dam, çatısı değil—göğün kendisidir. Toprak damda sergi serilir, ama kadın, gölgesini de serer o toprağa.
Sabah erken. Güneş daha doğmamış. Kadın, çamaşır değil—sessizlik asar dama. Çünkü o sessizlik, gece boyunca içinden geçen binlerce kelimenin susturulmuş hâlidir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!