ACI ÇEKME ÖZGÜRLÜĞÜ GANİNİ GANİ
KAYNALAR YARIŞIYOR
RÜYALAR DA SAPITTI
RÜYALARIM GERÇEKLEŞMEYE BAŞLAMIŞ MIYDI
.
İlk defa öğretmenin tahtaya yazdığı bir cümleyi okumuştum üstüne üstlük öğretmen bana okutmuştu’’ Yıldız bir adımdan yakındır. ‘’ Ben de bir yıldızım diyebilene.’’’’
Kafamda şimşekler çakıyordu ‘’ Ben yıldız olabilir miydim?’’ ‘’ Ben de bir yıldızım diyebilir miydim ?’’ demeye kalmadan içimdeki ses çoktan demiş ‘’ Ben de bir yıldızım.’’ Öğretmen gözümün içine bakıyor ‘’ Güzel!’’ diyor. Yoksa öğretmen duymuş muydu içimdeki sesi. Öğretmen bana bakıyor, ben öğretmene…
Peki, ben nasıl yıldız olabilecektim? Öğretmen gözümün içine bakıyor ‘’ Önemli olan sorular oluşturabilmek.’’ diyor . Öğretmen bunu da mı duymuştu şaştım kaldım. Öğretmen gözümün içine baka baka’’ Beynimizde sorular oluşmuşsa beyin cevabını bulur, şaşırmayın.’’ diyordu. Gel de şaşırma beynimdeki sorulara ben değil öğretmen cevap veriyordu.
Saatçı aranıyor
Şeytanı şaşırtmaya
Saatçı aranıyor
Kurulmuş tuzakları tepmeye
SABAHLAR BEDEL İSTER
uyumakla sabahlar olmuyor
bedel ister sabahlar
yıkacaksın kirli sular bendini
köpürüp akacak mavi sular
gökte ararken seni
yerde buldum
yerde yerle yeksan edesin diye mi
ha öyle mi?
bu limanda demirlemez bu gemi
OY SANDIKTAKİ GİBİ DURMUYORMUŞ
Seçim günü yaklaştıkça korkum artıyor uykularım kaçıyordu. Nasıl kaçmasın kütükler taşınıyor, taşınmayan kütüklere seçmen üstüne seçmen aşılanıyordu.
Ya benim kütük de taşınmışsa? Ya benim kütüğe de seçmen aşılanmışsa? Oy vatandaşlık hakkıydı. Hele hele benim oyum… Benim oyum tek varlığımdı. Oyuna sahip olmayan vatanına nasıl sahip çıkar? Sahip çıkmalıydım oyuma.
Düriye Atay, Tayfur Atay ve Pekmezin Kozmik Mirası
Her şey sabahın erken saatlerinde başladı. Düriye Atay, fırının başına geçti. İlk iş olarak pekmez fırınına ağda yerleştirildi. Fırın, çamurla suvanarak hazırlandı. Üzümler, Uşpınar’dan özenle toplandı. Sandıklara yerleştirildi, eşeklere yüklenip köye getirildi.
Tayfur Atay, şıranada büyük taş teknelere dökülen üzümleri ayakla çiğnedi. Şıra, çuvallarda süzülerek berraklaştırıldı. Süzülen şıraya ak toprak döküldü. Bu toprak, şıranın asidini alır, berraklaştırır, ve pekmezin ruhunu dengeler.
Sonra kestirme aşamasına geçildi. Kestirme, haranıda yani büyük kazanlarda kaynatılır. Kefkirle yüzeye çıkan köpükler dikkatle alınır.
Köpüksüz aşamaya gelindiğinde, şıranın özü artık pekmez olmaya hazırdır. Fırındaki ağdaya dökülür. Ağda, pekmezin son durağıdır. Burada kıvam alır, karamelize olur, ve gerçek pekmez kimliğine kavuşur.
Bu köpükler, lahana teveğiyle içilir—köyde buna “güç içkisi” denir. Bir yudum köpük, bir ısırık lahana; hem mideyi rahatlatır, hem neşeyi artırır.
PENÇERE KUŞU
***
Pencereleri her açışımda
Hayallerim ufka yolcu
Ne zaman kapatsam
Yüreğim dert limanı
****
Sokaklar vardır suskun
…………….. insanlar vardır
gözyaşları yüreğine dökülen
***




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!