Eskimeyenin İzinde
Nefes alıyorum.
İçime çektiğim her hava, sadece ciğerlerimi değil, ruhumu da dolduruyor.
Sabahın ilk ışığı düşüyor pencereme.
Ve o ışık, sadece bir aydınlık değil, içimdeki sessizliğin altını çizen bir kalem gibi.
Esmerim
Sen,
geceyi içime çektiğim derin bir kuyu,
ay ışığını içine saklayan bir hazine…
Gözlerin,
Eylül Aşktır
Eylül geldi.
Ama bu kez yapraklar değil, ben dökülüyorum.
Her sararan ağaç gövdesinde
sana yaslanan bir kalp çarpıyor hâlâ.
EZELDEN AŞİNA
Gözlerimi kapatıyorum,
dünyanın bütün sesleri içime doluyor.
Bir deniz uğultusu gibi,
bir tren düdüğü gibi,
Gazze’nin Ağıdı
Bir bebek ağladı,
ağlaması göğün ortasında susturuldu.
Beşiğinin üzerinde
küller uçuştu,
“Gece”
Gece…
Gece nasıl düştün aklıma, fikrime, içime?
Gözlerimin içine oturdun da,
uykumu susturdun mu?
Gecenin Kıyısında
Bazen sabaha yakın bir saatte
hiç sebepsiz uyanırsın ya,
odanın karanlığı aynı karanlık,
eşyan aynı, nefesin aynı,
“Gecenin Koynuna”
Bir sessizlik indi şehrin damarlarına,
camlarda yankı yok,
yalnızca rüzgâr,
birkaç hatırayı duvara çarpıyor usulca.
Gecikmiş Cümleler
Biliyorum, susmak bazen suç
geç kalmak en ağır ihanet gibi gelir.
Yine de ihanet etmedim sana,
kendime yenildim.
Geç Kaldığımız Şiirler
Sence kaç şiir geç kaldık bir birimize,
kaç mısrada eridi zamanın sabrı,
kaç kafiye eksildi dudaklarımızdan,
ve hangi dizede yarım kaldı bakışlarımız?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!