Gözünü bürümüş zifiri perde,
Düşmüşsün onulmaz, kara bir derde.
Hakk’ın terazisi kurulduğunda,
Bakalım o zaman yerin ne yerde?
Sabahın seherinde ezan seslendi,
İda’nın zirvesi nurla süslendi.
Hasan’ım uyandı, gönlü tazelendi,
Dokuz kere Bismillah, Hak yolu açıldı.
Bir salgın zamanıydı, dünya nefesini tutmuştu.
Adı Korona'ydı.
Ben bir markette, hayatın tam ortasında,
Görünmez bir düşmanla aynı havayı soluyordum.
Hasretin tohumu kabe ekilir.
Yüce dağ başında duman çekilir,
Hasretin tohumu kalbe ekilir.
Gözden gizli gizli yaşlar dökülür,
Yolların sonu mu bilinmez dostum.
Sönmüş ocak başında, hayallere dalmışım
Geçmişten geleceğe, bir mektubu salmışım
Eski bir minder üstü, yalnız başa kalmışım
Gönlüm eski demleri, hasret ile anıyor.
Gece, alnıma yaslanmış bir suskunluk gibi,
rüzgârın taşıdığı unutulmuş yüzleri dinliyorum.
Her sokak lambası bir eksiliş,
her gölge bir başka hatıranın kefeni.
Gezdiğimiz sahiller, şimdi bomboş ve ıssız
Sensizliğin girdabı, acımasız, zamansız
Bu kocaman şehirde, kaldım öksüz ve yalnız
Seni bulmam imkansız, hayallerim olmasa.
Hayallerim olmasa...
Gezdiğimiz sahiller, şimdi bomboş ve ıssız
Sensizliğin girdabı, acımasız, zamansız
Bu kocaman şehirde, kaldım öksüz ve yalnız
Seni bulmam imkansız, hayallerim olmasa.
Heç vaktimiz olmaz be virmeğe bir mola.
Güneş doğmadan evvel fırlarık yataktan,
Çarığı çekerik de, toz kalkar topraktan.
Horozun sesi gelir karşıki konaktan,
Bereket bismillah derik, düşerik yola,
Katre katre süzülür, kalbe dolar bir hece,
Ruhun derinliğinde, sessiz ve serin gece.
Kelamın nakışıyla, örülür ince ince,
Duygular lisan bulur, her mısra sevilince.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!