Gönlümdeki bu sevda, akıl almaz bir sitem
Yüreğimde kor ateş, acısı ayrı elem
Düşlerimde yaşattım, yüzünü gizli sinem
Uğruna feda ettim, elimdeki tek kalem
Vefasız yar derdime, ermiyor neden be hey
Sözde kaldı artık, yiğitlik mertlik,
Zora gelmeyince, insan kalmadı.
Çoğaldı dünyada, namertlik, sertlik,
Gönül yarasına, derman kalmadı.
Niyaz...
Eğdim başımı varlığın sonsuz eşiğine,
Sussun artık ne varsa, kelam geri çekilsin.
Bir nefeslik sükûnet dolsun ruhun kadehine,
Gönül, o büyük sessizliğin önünde eğilsin.
Yüce Rabbim, sensin gönülde durak,
Yarattığın alem yeşeren yaprak,
Emrin ile can bulur kara toprak,
Sensin bize en son varacak konak,
Karanlığı yaran sensin ey Rahman,
Balçıktan yoğruldu en saf cevherler,
Kibir ateşinden kaçar giderler.
Gökten inen o büyük beyaz nuru,
Alnında bir mühür gibi gizlerler.
İda’nın başından bir ışık doğar,
Kötünün yolunu o nurla boğar.
Enlil’in şavkıdır, pak beyaz yağar,
Gönülden gönüle kurulur dehliz.
Gönül bir kuru daldı, geldim aşk meydanına,
Canım kurban adandı, uydum Pir divanına,
Nefsim benden utandı, girdim can cananına,
Bu bir ilahi şandı, koştum Hakk fermanına.
ÖĞRENDİM...
Hamdım, hayat denen, ulu dergâhta,
Piştim, sabır denen, kutlu tezgâhta,
Baktım bin bir heves, varken bu ahta,
Ben en önce susup, durmak öğrendim.
Açtın irfan perdesin,
Gönlümdeki yerdesin,
Sen cehli hep ezersin,
Yolumsun öğretmenim.
Yıldızlar dökülür, gök çat çat yarılır
Dağlar hallaç gibi göğe savrulur
Bütün mahlukat tek safta kurulur
Çağrılır cümle can bir ilan ile.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!