Hayatın montaj hattında unutulmuş bir yedek parçaydım ben.
Ne eski bir modele uydum ne de yenisinin kutusuna sığdım.
Hep bir eşikte durdum, kapının tam ağzında;
Ne içeri buyur edildim ne de tamamen dışarı atıldım.
Güneş İda’nın sırtından süzülüp giderken,
Penceremde donup kalan bir gölgeyim ben.
Burhaniye rüzgarı her estiğinde,
Kokunu getirir diye beklerim, sessiz ve derinden.
A şkınla aydınlanır, benim her bir sabahım,
Y üreğimde sen varsın, can yoldaşım, sultanım.
Ş iirlerime sensin, ilham veren tek cananım,
E llerini tutarken, titriyor bütün özüm.
Zaman akıp gidiyor güzel gözlum
Unutuyoruz geçen yıllları
An'larda yaşadığımız acıları
Fakat
senin saf ve temizliğine imreniyorum
özel özlüm
(Verse 1)
Duvarda eski bir takvim, her yaprağı sen
Masamda yarım bir kadeh, dibinde gölgen
Sessizlik bir yemin gibi çöktü odaya
Yüce Mevla'm, sensin tek bir,
Dillerdeki, en hoş zikir.
Kalbimizde, parlayan nur,
Gönlümüze, veren huzur.
Gönül gözü açık, gezer ovayı,
Hakk’ın nuru ile, süsler yuvayı,
Terk etmez bir anlık, Yüce Mevla’yı,
Her veli bir sırdır, bilinmez hece.
Nefsini yenmiştir, olmuş bir hiçtir,
Gönül verdim, hicranını biçmeye
Sözün kalmaz, yeminleri içmeye
Gücüm yetmez, bu serimden geçmeye
Alev aldı, yandı közüm ey dostum.
Gitti yaz kalabalığı,
valizlere doldurulmuş kahkahalar,
kumsalda unutulmuş terlikler gibi geride kaldı her şey.
Şimdi şehir, yorgun bir güvertede dinlenen
Asırlar diz çöküp selama dursun,
Maziye sığmazsın ey Türk tarihi!
Zamanın çarkına mühürler vursun,
Maziye sığmazsın Rabbin habibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!