Halden hale geçen yaşlı dünyada
Hallicesi,
Yollusu,
Yolcusu,
Varlısı,
Darlısı hepsi de mahkûm.
Gül gibisin.
Naif, nazenin.
Söylesem olmaz,
Demesem olmaz.
Kelebeğin kanadı gibi narin.
Tutsam olmaz,
Modern dünyanın eteklerindeyim.
Kaç ayrılığın başladığı,
Kaç vuslatın yaşandığı yerdeyim.
Zamansız bir ateşin tutuştuğu yerdeyim.
Sabahına huzurla kalktığım güne,
Haber ver meyhaneci.
Boşa mıdır aşklar.
Bunca gam, bunca keder,
Bunca acıya müstahak mı aşıklar.
Söyle meyhaneci.
Kaçta söner burada ışıklar.
Bir yanı bahar, bir yanı pustu.
Biçare halinden gönül meyustu.
Sen meylettikçe yüreğim sustu.
Feryadın yüzünden hayata küstü.
Aşkım yüreğinde iken sanki bahardın.
Derbeder yaşamak bana göre değil.
Yapılacak birşeyler hep var biliyorum.
Sebepleri halk eden yaradan varken,
Ben, seninle zaman kaybediyorum.
İmkansıza kapalıdır benim dünyam.
Ey yüce makamın, münkir sahibi,
Hakka zulümsün, nefsim de ne ki.
Asan bile keskin mülkiyetindeki.
Ne vahşi azamet üzerindeki.
Yek olmuş eşrafın ateş saçıyor.
Ne yağmur vardı,
Ne de aşkın havası.
Namümküne bağlanmış,
İmkânsız müptelası.
Çınarlar yeşerdi boz yamaclarda.
Yemyeşil yapraklar döküldü gitti.
Sinsi sırtlanlar ile kaldık başbaşa.
Aslan yurekliler sır olup gitti.
Yele verdik harman yerini.
Cenneti terk etmek üzmüyorsa.
Rab’i kızdırmak ürkütmüyorsa...
Ahret inancın yoksa üstat!
Ne diyeyim ki sana, ne söyleyeyim.
Gözyaşıyla yetinmeyip, kan akıttın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!